Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ile davalı ... Düğme Sanayi ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş akdinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili, ücret, yıllık izin ve cezai şart alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak cezai şart, hafta tatili, genel tatil, fazla mesai ve ücret taleplerinin reddine, sair taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı ... Düğme Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... Düğme Sanayi ve Tic. A.Ş.'nın tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Cazai şart alacağı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı, iş akdine davalı tarafından haksız son verildiğini, davalı ile yapılmış bulanan sözleşmenin 10. maddesi uyarınca "haksız fesih halinde fırmanın danışmana beş yıllık hizmet bedeli ödemeyi peşinen kabul eder" hükmü bulunduğunu, ancak iş akdi haksız feshedilmesine rağmen kendisine bu bedelin ödenmediğini belirterek cezai şart talebinde bulunmuş, davalı ... Tek. Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ise, davacının hizmet sözleşmesine dayalı talepte bulunduğuna, fakat bunun hizmet akdi olmadığını, danışmanlık hizmeti almak ile ilgili istisna akdi olduğunu, ne proje ne de davacı ile kendilerinin hukuki ilişkisi söz konusu olmadığı gibi yok hükmünde olan imza yetkilisi tarafından imzalanmayan bir sözleşmeden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, işçi lehine cezai şartın konulmasının geçerli olduğu, ancak sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olmasının zorunlu olduğu, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde cezai şartın geçersiz olduğu, bu nedenle davacının cezai şart talebinin yerinde olmadığı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşmenin 1. maddesinde danışmanın, firmanın ...-... ... adresinde henüz inşa halinde kurulmakta olan fabrikada haftada 4 gün hizmet vereceği fabrika inşaatı tamamlanana kadar danışman firmanın kendisine göstereceği adreste hizmet vermeye başlayacağı, fabrikanın tamamlanmasından sonra hizmetini 5 yıl süre ile sürdüreceği, 10. maddesinde ise "firmanın yukarıdaki nedenler dışında bir nedenle danışman ile yapmış olduğu iş bu sözleşmeyi feshetmesi halinde firma danışmana beş ... hizmet bedelini ödemeyi peşinen kabul eder." hükmü getirilmiş ancak sözleşmenin 10. maddesinde cezai şart miktarı 5 olarak okunmakta olup, ay ya da yıl olduğu anlaşılamamaktadır.
Borçlar Hukuku'nun temel ilkelerinden birisi sözleşmeleri ayakta tutma ve geçerliliklerini koruma ilkesidir. Belirli süreli olması öngörülen iş sözleşmesinin yapılması için objektif koşullar bulunmasa dahi koşulluluk ve denklik unsurlarının mevcut olması durumunda sözleşmede öngörülen cezai şart hükmünün geçersizliğine hükmedilemeyeceği, zira sözleşme özgürlüğü ilkesi doğrultusunda taraf iradelerinin cezai şart konusunda birleştiği, söz konusu hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesine aykırı olmasının da söz konusu olmadığı açıktır. Kaldı ki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 08/03/2019 tarih, 2017/10 esas ve 2019/1 sayılı kararında da belirli süreli olarak yapılmış ancak objektif şartları taşımadığı için belirsiz süreli olarak kabul edilen iş sözleşmesinde kararlaştırılan süreden önce haksız feshe bağlı cezai şart hükmünün belirlenen süre ile sınırlı olmak üzere geçerli olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmenin belirli bir işin tamamlanmasına yönelik olması, cezai şarta ilişkin hükümler gözönüne alınarak cezai şarta hükmedilip hükmedilmeyeceğinin tüm delillerle birlikte ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun kararı doğrultusunda değerlendirilmesi, dosyada bulunan sözleşmenin cezai şarta ilişkin madde hükmü tam olmadığından bu hususun araştırılması ve çalışma süresi gözönüne alanırak Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesinin uygulanma olanağı olup olmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bu hususların gözetilmemesi hatalı olmuştur.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 17.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.