SAYISI: İHK-2022/54838

SAYISI: K-2022/179235

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucunda maddi hasara uğradığını ve davalı ... şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL hasar onarım bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 75.535,75 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından davalı ... şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, KDV dahil bedelden davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından, gerek sigorta şirketine yapılan başvuruda, gerekse eldeki dava dosyasında, kaza tespit tutanağı, olay yeri görgü tutanağı vb. kazanın varlığını ispata yarar hiçbir belge sunulmadığı, sadece hasarlı araç fotoğraflarına göre tazminat talep edildiği, davalının görevlendirdiği eksperin raporunda "...Aracın yapılan ekspertizinde alt kısımdan hasar gördüğü, teker ve yürüyen kısımlarına ait mekanik parçalarda hasar meydana geldiği, kaza sonucu aracın hareket etme yeteneğinin kalmadığı, buna rağmen tutanak tutulmadığı belirtilerek beyanda bulunulması ve hasarın gece 01.00 sıralarında ve tek taraflı meydana gelmiş olması...'' sebebiyle hasar ile ilgili kanaatin olumsuz olduğu şeklinde görüş bildirildiği, detay içermeyen fotoğraflarla yapılan bir başvuru sonrası eksperin sağlıklı bir tazminat hesabı yapamayacağı, araç üzerinde inceleme yapılması imkanı verilmemesi nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1447. maddesine göre ödenecek tazminatın belirlenmesinin olanaksız olduğu, bu durumda evrak üzerinden yapılacak bilirkişi incelemesi ile sağlıklı bir sonuca varılamayacağı, bu hali ile davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan tüm deliller incelenmek, taraf delilleri ile her iki taraf vekilince sunulan ekspertiz raporları irdelenmek, olayın davacı vekilinin iddia ettiği üzere belirttiği yerde ve şekilde gerçekleştiği teknik olarak yapılacak değerlendirme ile belirlendiği takdirde araçta kaza ile oluşan gerçek zararın Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları hükümlerine göre incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, sigorta eksperi bilirkişi tarafından düzenlenen ve dosyaya sunulan 14.10.2022 tarihli raporda; hasarlı araç fotoğrafları ve olay yeri fotoğrafları incelenip her iki tarafça sunulan ekspertiz raporları da irdelenip, aracın, dört lastiğinin, jantlarının ve alt takım parçalarının hasarlandığı, ön sağ/sol jantın da ağır hasar aldığı ve hasarın arkadan öne doğru azaldığının belirlendiği, sağ/sol ön jantların her ikisinin de dış yüzeyinde bulunan içe doğru bükülme ve beraberinde gerçekleşen jant gövdelerindeki yine içe doğru kırılmanın ancak sert bir cisme çarpma sonucu mümkün görüldüğü, bahse konu refüjün yüksekliği ve ön tampon alt kısmının yüksekliği mukayese edildiğinde, birbirlerine yakın mesafelerde olduğunun anlaşıldığı, ön tampon alt kısmı üzerinde bulunan sürtme izlerinin, mevcut refüjün üzerinde duraksamadan geçmesi sonucu gerçekleşebilecek nitelikte olduğu, söz konusu hasarın oluşumu ve niteliği bakımından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu herhangi bir uyumsuzluk gözlenmediğinin mütalaa edildiği, bu suretle davacının olaya ilişki anlatımının bilirkişi raporu ile teyit edildiği, davalı vekili tarafından kazanın bu oluş biçimi ve yerinin aksini kanıtlayan hiçbir somut delil sunulmadığı, bu nedenle davacı vekilinin itirazının yerinde bulunduğu ve işin esasının incelenmesine geçildiği, hükme esas alınan 14.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu trafik kazası sonucu oluşan hasar miktarının Kasko Sigortası Genel Şartları gereğince iskontosuz ve KDV dahil 75.535,75 TL olarak hesaplandığı ve bilirkişi raporunun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile 75.535,75 TL hasar bedelinin 28.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1427/2. maddesinde belirtilen 45 günlük muacceliyet süresi dolmamış olmasına rağmen huzurdaki başvurunun yapılmış olması nedeniyle davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları 3.3.2. (Tazminatın Hesabı ve Ödenmesi) başlıklı maddesine göre tazminatın hesaplanması için davalı şirkete sunulması gereken evraklar davalı şirkete sunulmadığından davalının hesaplama yapmasının mümkün olmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporda aracın hasarı incelenmeden ve tamirin mümkün olup olmadığı araştırılmadan sadece tarafların almış oldukları raporlar üzerinden görüş oluşturulduğunu, kaza ile nedensellik bağı olmayan parçaların hesaplamaya dahil edildiğini, KDV dahil bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Genişletilmiş Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle mevzuatta yer alan 45 günlük muacceliyet süresinin dava şartı niteliğinde olmayıp temerrüt tarihinin belirlenmesine ilişkin olmasına, davacı tarafından tahkim başvurusundan önce gerekli belgeler ile davalıya usulüne uygun şekilde başvuru yapılmış olmasına, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporun karara esas alınmış olmasına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesine göre sigortacının, sigortalının gerçek zararını ödemekle yükümlü olduğu, davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmetinin de 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi gereğince KDV'ye tabi olduğu, bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına, taraflar arasındaki ilişki kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve anılan sözleşme hükümleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olduğundan avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.

1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının (3) nolu bendinde yer alan "12.085,70 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "9.200,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.