SUÇLAR: Tehdit, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

1-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Müşteki ...’ün 08/10/2013 tarihli sorgusunda davaya katılmak istemediğini beyan etmesi karşısında, müştekinin hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca müşteki ...’ün tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

2- Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde ise ;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

a-Sanığın sabıkasında görülen ilamların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, CMK’nın 231/8. maddesine 6545 sayılı Yasanın 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların engel oluşturmaması karşısında, tekrar suç işlemeyeceği yönünde vicdani kanaate varılarak, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesine karşın, sanığın geçmişteki hali, sabıkalı kişiliği nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmayarak çelişkiye yol açılması,

b- Sanığın, katılan ...'ya göndermiş olduğu mesaj içeriğindeki sözlerin, TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde tanımlanan, takibi şikayete bağlı sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan aynı madde ve fıkranın birinci cümlesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesi

c-Sanığın kovuşturmada ve temyiz aşamasında verdiği dilekçesinde, ortak çocuklarının katılanlar tarafından kaçırıldığını, kendisinden çocuğu göstermek için para istediklerini, ayrıca olay günü çocuğunu teslim aldığında çocuğunun darp edilmiş olduğunu ve bu hususta rapor aldığını belirtmiş olması karşısında,olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre tehdit suçları yönünden TCK’nın 29, hakaret suçları yönünden ise anılan Kanunun 129. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Kabule göre de; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen katılanlar ... ve ...'ya yönelik TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, katılan ... 'e yönelik hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/07/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.