Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine dair verilen mahkeme kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı vekili; 29/06/2012 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan araç ile seyir halinde iken yolun sol kısmından aniden yola çıkan yaya Şefika Sulucan'a aracın sağ ön kısımları ile çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının yüzde yüz kusurlu olduğunu, kaza neticesinde davacı nezdinde sigortalı araçta meydana gelen zararın ödendiği ve davalının kusurlu olması nedeniyle ödenen 6.024,00 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili beyanında; dava dilekçesini aynen tekrar ettiklerini davalının mirascılarını davaya dahil etmek için süre talep ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının dosyaya aldırılan aile nüfus kayıt tarihinde 26/06/2012 tarihinde vefat etmiş olduğu, davacı tarafın dava açmadan önce gerekli dikkat ve özeni göstermeyen vefat etmiş olan davalının mirasçıları adına dava açması gerekirken vefat etmiş şahıs adına dava açmış olduğu, dolayısıyla dava dilekçesinin usulüne uygun hazırlanmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece davalı ...'ın dava tarihinden önce öldüğü ve davacı tarafın dava açmadan önce gerekli dikkat ve özeni göstermediği gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Kural olarak ölü kişiye karşı dava açılamaz. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılarına yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır.(HMK m.114/1-d, m.50 ve TMK m. 28) Ancak HMK'nın 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Şu halde davalının sağ olup olmadığını tespit edememe bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralını ihlal etmiyorsa, daha sonra da kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır.(HGK'nun 11.09.2013 günlü ve E 2013/14-612, K 2013/1297 sayılı ilamı)
Somut olayda, davacı vekili davalının ölü olduğunu bilmediğinden, davacının ölü kişiye karşı dava açması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemektedir. Davacı vekilinin 25/3/2014 tarihli 3.celsede mirasçıları davaya dahil etmek yönündeki talebi de usule uygun olduğundan, Mahkemece HMK 124.maddesi gereğince davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesi konusunda davacı yana süre verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.