Mahkumiyet
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın tevilli ikrarı, katılanların aşamalardaki birbiriyle uyumlu beyanları, tanık beyanları, ... raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu birden fazla kişiyle birlikte cebir ve tehdit ile gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanığın 5237 sayılı TCK.nın 109/2. maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 231/8. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinin 28.06.2014 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, mahkumiyet niteliğinde bulunmadığı gibi kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti de bulunmadığı cihetle, sanık hakkında kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ''...daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, denetim süresi içinde yeniden suç işlediği.." bahisle yasal ve yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 24.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.