Mahkeme kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra uygun görülen 29.04.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.07.2011 tarihinde davacının motosikleti ile seyir halinde iken davalının pat pat diye tabir edilen araç ile çarpması neticesinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını, yaralanma nedeniyle ayağında kırık meydana geldiğini, davalının asli ve ağır derecede kusurlu olduğunu, ayağındaki kırık nedeniyle bir süre çalışamadığını ve halen çalışmakta ve yürümekte zorluk çektiğini, çiftçilik yaptığını ve 1.600,00 TL aylık gelir elde ettiğini, ayrıca 900,00 TL emekli maaşı olup toplam 2.500,00 TL aylık gelirinin olduğunu, bu nedenlerle geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın 25.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile duymuş olduğu acı, ızdırap ve üzüntüden dolayı 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hukuki yararının olmadığını, davacının maddi tazminata yönelik belirsiz alacak davasının usul hükümlerine uymadığını, yaralamalı kazada davalının kusursuz, davacının asli kusurlu olduğunu, davacının dayandığı ceza mahkemesi dosyasının temyiz aşamasında olup kesinleşmediğini, davacının geçici iş göremezliğine dair rapor bulunmadığını, yaralanmasından dolayı davacının daimi beden gücü kaybına uğramadığını, davacının 900,00 TL emekli maaşının SGK tarafından ödenmesi nedeniyle yaralanmadan kaynaklı gelir kaybına uğramadığını, davacı tarafın 1.600,00 TL tarımsal gelir elde ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde hakkaniyet ölçülerinin nazara alınması gerektiğini, manevi tazminat talebinin unsurlarının oluşmadığını, davacının tazminat taleplerindeki faizin başlangıç tarihinin doğru olmadığını, öncelikle davanın dava şartı yokluğundan usulden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 2013/16 E.- 2015/20 K. sayılı ilamı ile; davalının davacının yaralanması eyleminde taksir derecesinde kusurunun bulunduğu, eyleminin ceza mahkemesinde de sabit olduğu, davacının olay nedeniyle acı ve üzüntü yaşadığı, davacının haksız eylemdeki 2/8 oranındaki kusuru, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 7.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25.07.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 12.500,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, 20.815,00 TL (geçici ve sürekli iş göremezlik) maddi tazminatın olay tarihi olan 25.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 2013/16 E.- 2015/20 K. sayılı sayılı kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2015/9187 E. 2018/4364 K. sayılı ilamı ile; mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının geliri asgari ücret kabul edilip, asgari ücretten tazminat hesabı yapılması, hükme esas alınan raporda davacının geliri konusundaki tespitin dosya kapsamına uygun düşmemesi ve takdir olunan manevi tazminatın az olması gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 2018/55 E.- 2020/76 K. sayılı ilamı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 8.658,56 TL geçici iş göremezlik ve 96.502,09 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 105.160,65 TL maddi tazminatın olay tarihinden (25.07.2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, olayın oluş biçimi, alım gücü, maluliyet oranı ve kusur durumu göz önüne alınarak takdiren 11.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden (25.07.2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

C. II. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 2018/55 E.- 2020/76 K. sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucunda Daire'nin 2021/813 E. 2021/7372 K. sayılı bozma ilamı ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davacının yaşı, çiftçilik faaliyeti yaptığı dönem ve yöresel özellikler de gözetilerek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İlçe Müdürlüğü ve benzeri kamu kurum ve kuruluşlarından davacının yaptığı tarımsal faaliyetin kapsam ve niteliği ve bedenen çalışması ile elde ettiği gelir ile sadece kendi şahsi emeği yerine ikame edeceği iş gücü bedeli tespit edilerek, bu bedel üzerinden sürekli ve geçici iş göremezlik zararının belirlenmesi için belirtilen şekilde yeniden uzman bilirkişiden rapor alınarak hüküm kurulması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacının maddi tazminat davasının kabulüne, taleple bağlı kalınarak geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 8.642,29 TL, sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle 279.270,08 TL olmak üzere toplam 287.912,37 TL maddi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği 25.07.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davası hakkında verilen 2018/55 E.-020/76 K. sayılı ve 07.10.2020 tarihli karar temyiz edilmemekle kesinleştiğinden (Yargıtay 4. H.D. 2021/813 E., 2021/7372 K. ve 25.10.2021 tarihli ilamda da belirtildiği üzere) manevi tazminat talebi hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde davacının hangi tarımsal faaliyetleri gerçekleştirdiği ve hangi zamanlarda bu işler ile ilgilendiğine dair beyanlarını dahi dikkate almaksızın ve yerinde hiçbir araştırma yapmaksızın davacının sanki 12 ay ve 365 gün tarımsal faaliyet gerçekleştiriyormuş ve bu faaliyetide tabir yerinde ise 15 kişilik faaliyeti tek başına gerçekleştiriyormuş gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, 27.07.2022 tarihli bilirkişi raporu içeriğini ve yapılan tespit, hesaplama ve değerlendirmeleri kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ... İlçesi karasal iklim içerisinde yer alan bir yöre olup yılın 365 günü tarımsal faaliyet bulunmadığı gibi bir yıl içerisinde yapılabilecek tarımsal faaliyet süresinin 30 günü dahi geçmediğini, davacının aylık gelirinin asgari ücretin 4.23 katı olacağı veya beyana göre 3.18 katı olacağı gibi bir hesaplama yapılmasının anlaşılamadığını, davacının kazancına esas alınması gereken miktarın davacının vergi kayıtları ve Tarım İlçe Müdürlüğü ürün ve net gelir kayıtları olması gerektiğini, davacı tarafça 2013 yılında ikame edilen işbu davada defaatle ıslah yöntemi ve talebine başvurulmuş olup ıslah yoluna başvurma HMK 176/2 maddesi gereğince aynı davada ancak 1 kez kullanılabilecek bir yol olduğunu, bu emredici hükme aykırı olarak davacı tarafça üç kez ıslah yoluna başvurulduğunu, 2018/55 esas sayılı dosyadan verilen bozma öncesi kararın sadece davalı tarafça temyiz edildiğini, davacının bir önceki kararı temyiz etmemiş olmasına rağmen bozmadan sonra ıslah /talep artırımının açıkça usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalının idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemenin 07.10.2020 tarih ve 2018/55 E.- 2020/76 K. sayılı ilamı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 8.658,56 TL geçici iş göremezlik ve 96.502,09 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 105.160,65 TL maddi tazminatın olay tarihinden (25.07.2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, olayın oluş biçimi, alım gücü, maluliyet oranı ve kusur durumu göz önüne alınarak takdiren 11.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden (25.07.2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Daire'nin 2021/813 E. 2021/7372 K. sayılı bozma ilamı ile kararın bozulması üzerine ilk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacının maddi tazminat davasının kabulüne, taleple bağlı kalınarak geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 8.642,29 TL, sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle 279.270,08 TL olmak üzere toplam 287.912,37 TL maddi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği 25.07.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davası hakkında 2018/55 E.-020/76 K. ve 07.10.2020 tarihli kararında verilen hüküm temyiz edilmemekle kesinleştiğinden (Yargıtay 4. H.D. 2021/813 E., 2021/7372 K. ve 25.10.2021 tarihli ilamda da belirtildiği üzere) manevi tazminat talebi hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

İkinci kararı temyiz etmeyen davacı lehine olacak biçimde yeniden yapılan hesap ile tazminatın bir önceki kararda belirlenen miktarı dahi aşacak biçimde hüküm altına alınması, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edecektir (HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 E. ve 2020/167 K. sayılı ilamı da bu yöndedir).
Davalı tarafın mahkemece verilen 07.10.2020 tarih ve 2018/55 E.- 2020/76 K. sayılı kararı temyiz ettiği ancak davacı tarafın bu kararı temyize getirmediği, dolayısıyla davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak dikkate alınarak ikinci kararda verilen miktarı geçmeyecek şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.