1. Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

4. Davacı vekili; müvekkilinin Beşir Kitabevi’nin sahibi olduğunu, müvekkilinin davalı ile görüşerek kendisinden İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca Konuşma Kılavuzu, Dilbilgisi-Sözlük kitaplarının hazırlanmasını talep ettiğini, taraflar arasında 2002 yılında yapılan sözleşmeler ile kitaplar üzerindeki tüm malî hakların müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalının müvekkiline devrettiği kitaplarla aynı veya benzer ad ve içerikte kitap basımı için dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. ile hukuka aykırı şekilde sözleşme yaptığını, davalının bu tutumunun müvekkilinin malî ve manevi haklarına zarar verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama aşamasında maddi tazminat talebini 18.742,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili; davacının basımını yaptığı kitaplar ile ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitapların konu başlıkları dışında birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, davacı tarafından basımı yapılan kitapların sonraki baskılarında eserler üzerinde kendisinden izin alınmadan tahrifatlar yapıldığını, bu durumun itibarını zedelediğini, dolayısıyla sözleşmenin davacı tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

6. İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14.07.2010 tarihli ve 2008/186 E., 2010/152 K. sayılı kararı ile; taraflar arasında 2002 yılında yapılan sözleşmeler gereğince birçok dilde konuşma kılavuzu, dil bilgisi-sözlük niteliğinde hazırlanan kitapların çoğaltma, yayma gibi malî haklarının davacıya devredildiği, davalı tarafından sözleşmelerin 5. maddesinde haklarını devrettiği kitapla ilgili aynı veya benzer ad veya içerikte kitap basamayacağı, yayınlayamayacağı ya da bu amaçla başka bir yayıneviyle sözleşme yapamayacağı hususunun kabul edildiği, buna rağmen henüz sözleşme geçerliliğini korumakta iken davalı tarafından 10.09.2004 tarihinde dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. ile davacıyla yaptığı sözleşmedeki kitaplarla gerek içerik, gerekse ad itibarıyla benzer ve aynı sayılabilecek nitelikte kitap yazma konusunda sözleşme yapıldığı ve neticede ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından benzer kitaplar basılarak satışa sunulduğu, dolayısıyla davacının malî haklarının zarara uğradığı, öte yandan FSEK’in 14 vd. maddeleri gereğince eserden kaynaklanan manevi haklar, eser sahibine ait olduğundan sözleşmeye dayalı olarak malî hakları devralan davacının eser sahibi olan davalıdan manevi tazminat talebi yasal olmadığı gibi genel hukuk kurallarına da aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının manevi tazminat talebinin reddine, 18.742,50 TL maddi tazminattan 5 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.06.2013 tarihli ve 2011/10724 E., 2013/13646 K. sayılı kararı ile; “…1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalı tarafından hazırlanan Hızlı&Pratik&Kolay İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca Konuşma Kılavuzu, Dilbilgisi-Sözlük kitapları üzerindeki davalının tüm mali haklarını davacıya devrettiği, sözleşme gereği davalının devrettiği kitaplarla aynı veya benzer ad ve içerikte kitap basımı için bir başka yayınevi ile anlaşma ve sözleşme yapamayacağı yasağına rağmen, dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. ile hukuka aykırı şekilde anlaşma yaptığı, davalının bu tutumunun davacının mali ve manevi haklarına zarar verdiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı savunmasında davacıya sözleşme gereği verdiği eserler ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti.'ne verdiği eserlerin farklı olduğunu savunmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu esas alınarak davacının yayımladığı kitaplar ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti.'nin yayımladığı kitapların birbiri ile tamamen aynı olmadığı, ancak büyük ölçüde benzerlikler taşıdığı, aslında bu kitaplarda benzerliklerin kaçınılmaz olduğu, iki kitap arasındaki temel farkın telaffuzların yani, yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesindeki biçimde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporu yeterli değildir. Zira, bilirkişi heyetinde fonetik konusunda uzman bilirkişi bulunmamaktadır. O halde mahkemece fonetik konusunda uzman bir öğretim üyesinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden taraflar arasındaki sözleşmeye konu olan kitaplar ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basılan kitapların aynı ya da farklı eserler niteliğinde olup olmadığı hususunda görüş alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.

9. İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 13.05.2014 tarihli ve 2014/60 E., 2014/107 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesinde davalının sözleşmeye konu kitaplarla aynı veya benzer ad veya içerikte kitap basamayacağını, yayınlayamayacağını veya bu amaçla başka bir yayıneviyle sözleşme yapamayacağını kabul etmesi karşısında fonetik konusunda uzman bir bilirkişinin değerlendirme yapmasına ihtiyaç olmadığı, öte yandan bilirkişi heyetinin alanında uzman kişilerden oluştuğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesinde davalının davacı ile yaptığı sözleşmeye konu kitaplarla aynı veya benzer ad veya içerikte kitap basmayacağını, yayımlamayacağını veya bu amaçla başka bir yayıneviyle sözleşme yapmayacağını kabul etmesi ve bilirkişi raporunda davacı tarafından basımı yapılan kitap ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitap arasında büyük ölçüde benzerlik bulunduğunun, temel farkın yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesinde olduğunun belirlenmesi karşısında fonetik konusunda uzman bir öğretim üyesinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle eserden kaynaklanan malî hakların devrine ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.

13. Fikir ve sanat eserleri hukukunun en önemli kavramı eserdir. Bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için, onun FSEK kapsamında eser vasfına sahip olması gerekir. Hangi fikrî ürünün eser olarak kabul edileceği ise FSEK’e göre belirlenecektir. FSEK’in 1. maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, bir fikri ürünün FSEK kapsamında eser olarak vasıflandırılabilmesi için, iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ve Kanun’da sınırlı sayıda belirtilmiş olan eser türlerinden birine dâhil olmasıdır.

14. Fikrî bir ürün, ancak dış dünyaya aksettirildiği ve üçüncü kişilerin duyularına hitap edecek niteliğe büründüğü takdirde eser niteliğini kazanabilir. Başka bir deyişle insanın düşünceleri değil, bunların dış âleme yansıdığı biçim eser olarak koruma altındadır. Ayrıca eser bir bütün olarak himaye görür; yoksa eserde yer alan veya eserde ifadesini bulan her türlü münferit fikir veya düşünce ayrı ayrı korumaya konu olamayacağı gibi, kural olarak bütünlük arz etmeyen fikir ürünleri de eser olarak nitelendirilemezler.

15. FSEK’te eser ve eser sahipliği tanımlanmakla birlikte eser sahibinin hakları da malî ve manevi haklar olarak ikiye ayrılmıştır. Eser sahibine tanınan bu haklar mutlak ve inhisari nitelikte olup, sahibine tek başına kullanma ve herkese karşı ileri sürebilme yetkisi sağlar. Eser sahibinin hakları malî ve manevi haklar olarak ayrılmış olsa da esasen eser üzerindeki bu hakları birbirinden ayırmak kolay değildir. Başka bir deyişle malî hakların manevi bir yönü, manevi hakların ise malî bir yönü daima mevcuttur.

16. FSEK'te eser sahibine tanınan malî ve manevi haklar sınırlı sayı yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda eser sahibine tanınan manevi haklar; eserin umuma arz yetkisi (m. 14), adın belirtilmesi yetkisi (m. 15/1), eserde değişiklik yapılmasını menetme yetkisi (m. 16 ve m. 17/2) ve eserin aslına ulaşma ve eseri sergileme hakkı (m. 17/1 ve 17/3) şeklindedir. Eser sahibine tanınan malî haklar ise; işleme hakkı (m. 21), çoğaltma hakkı (m. 22), yayma hakkı (m. 23), temsil hakkı (m. 24), işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı (m. 25) şeklinde ifade edilmiştir. Bununla birlikte FSEK’in malî ve manevi hakları düzenleyen hükümlerinden farklı bir bölümde düzenseler de pay ve takip hakkı (m. 45), cayma hakkı (m. 58) ve vazgeçme hakkı (m. 60) da FSEK’in eser sahibine tanıdığı haklardandır.

17. FSEK’te eser sahibine tanınan malî haklar, eser sahiplerine ayrıca bu haklardan iktisaden yararlanma yetkisini de sağlamaktadır. Eser sahibi, eserinden yararlanabilmek için eserle ilgili kendisine tanınan malî haklar üzerinde üçüncü kişilere bazı yetkiler tanımak hatta hakları devir etmek durumundadır. Bu itibarla FSEK’te eser sahibine tanınan malî hakların veya bunların kullanım yetkisinin hukukî işlem ve tasarruflara konu edilebileceği kabul edilmiştir. FSEK’in 48/1 maddesi “Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler.” hükmünü haizdir. Ayrıca eser sahibi veya mirasçıları malî hakları devretmeyip sadece kullanma yetkisini de ruhsat olarak isimlendirilen bir sözleşme ile diğer bir kişiye bırakabilirler. Bu durum ise FSEK’in 48/2 maddesinde “Mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir (Ruhsat).” şeklinde ifade edilmiştir.

18. FSEK’in 48. maddesinde sadece “malî hakların” veya “bu hakların kullanım yetkisinin” devrinden söz edilmekte; manevi hakların devrinden ise söz edilmemektedir. Dolayısıyla FSEK’in 48 vd. maddelerinde düzenlenen husus manevi hakların veya bunların kullanım yetkisinin devri değildir. FSEK’in 48. maddesi gereğince eser sahibi, sahip olduğu malî hakları tek tek veya bir bütün olarak devredebilir; zira malî haklar birbirine bağlı olmadığından bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmemektedir (FSEK m. 20/1). Örneğin eser sahibi eserin çoğaltma ve yayma haklarını bir yayınevine, temsili hakkını bir tiyatro grubuna, temsilin bulunduğu yerden yayın yoluyla umuma iletimi hakkını bir yayın kuruluşuna, eserin tercüme edilerek işlenmesi hakkını bir başka kişiye devir edebilir.

19. Bununla birlikte malî hakkın tamamının devredilme zorunluluğu bulunmayıp; yalnızca bir parçası dahi, üçüncü bir kişiye devredilebilir. Örneğin eser sahibi FSEK’in 24. maddesi gereğince yazılı eserinin temsil hakkı kapsamında olan okumak, çalmak, oynamak ve göstermek yetkilerinden yalnızca göstermek veya oynamak biçimindeki temsil hakkını; yine FSEK’in 25/1 maddesi gereğince yazılı yayın yoluyla umuma iletim hakkı kapsamında olan sadece televizyon yoluyla göstermek suretiyle umuma iletim hakkını başkasına devredebilir. Bu hâllerde temsil ve umuma iletim hakkının devir edilmeyen kısımları eser sahibinde olmaya devam eder. Herhangi bir malî hak devir olunduğunda eğer tasarruf işleminde ayrıca bir sınırlama yapılmamışsa hak, mevcut kapsamdaki tüm yetkilerle birlikte devralana intikal eder. Örneğin çoğaltma hakkında herhangi bir sınırlama olmaksızın devir olunmuş ise eserin baskı usulü ile yahut dijital biçimde veya plak, CD, DVD gibi ortamlara çoğaltılması da hakkın kapsamında sayılır.

20. Görüldüğü üzere malî hakların devri, hiçbir kayıt ve şarta tabi tutulmadan süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlandırılmadan yapılabileceği gibi süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlandırılarak da yapılabilmektedir. Öte yandan malî hakkın devrine FSEK’in 48. maddesinde yazılı süre, yer ve muhteva dışında örneğin kitap veya konser biletinin satış fiyatının belirlenmesi, dağıtımın şekli gibi sözleşmesel sınırlandırmalar da getirilmesi mümkündür. Sözleşmenin taraflarıyla doğrudan ilgili olan sözleşmesel sınırlamalar FSEK’in 48. maddesi kapsamından olmadığından bu durumlarda FSEK uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

21. FSEK’in 52. maddesi gereğince malî bir haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Başka bir deyişle malî hakkın devrini amaçlayan sözleşmenin mutlaka yazılı biçimde yapılması ve devre konu malî hakkın açık bir biçimde ifade edilmesi gerekmektedir. Sözleşmede devrin hangi malî hak veya haklara özgülendiğinin belirtilmemesi, aksine belirsiz veya genel ifadeler kullanılması geçersizlik sonucunu doğurur. Malî hakkın devri bir tasarruf işlemi olduğundan sözleşmenin yapılmasıyla birlikte malî hak, eser sahibinin mal varlığından çıkar ve devralanın mal varlığına dahil olur. Malî hakkı devralan hakkı devredenin yerine geçer ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hakkın sahipliğini elde eder. Devirle birlikte hakkın devralanın mal varlığına dahil olmasıyla birlikte devreden hakkın sahibi olma vasfını yitirir ve aynı hakkı ikinci bir defa başkasına devredilmesi olanaksızdır. Dolayısıyla devirle birlikte devralan üçüncü kişilere karşı bu malî hakkın sağladığı yararlanma ve yasaklama yetkilerinin tamamını kullanır; hatta yasaklamaya ilişkin yetkilerini eser sahibine karşı da ileri sürebilir.

22. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yapılan 10.04.2002,10.05.2002 ve 01.08.2002 tarihli yazılı sözleşmeler ile davalı tarafından ayrı ayrı yazılan Fransızca, İngilizce, Almanca ve İspanyolca “Konuşma Kılavuzu, Dil Bilgisi, Sözlük” isimli kitaplar üzerindeki basım, yayım, dağıtım, satış, reklamasyon, çoğaltma, değişiklik yapma, güncelleştirme, yeni basım yapma hakları davacıya bedel karşılığı süre sınırı olmaksızın devredildiği anlaşılmaktadır.

23. Taraflar arasındaki sözleşmelerin 5. maddesinde; yazarın haklarını devrettiği kitapla aynı veya benzer ad veya içerikte kitap basamayacağı, yayımlayamayacağı veya bu amaçla başka bir yayıneviyle sözleşme yapamayacağı düzenlenmiştir. Dosya kapsamından taraflar arasında düzenlenen sözleşmelere konu kitapların eser niteliğinde olduğu ve taraflar arasındaki malî hakların devrine ilişkin sözleşmelerin de FSEK’in 52. maddesi gereğince geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Esasında bu husus, Özel Daire ile mahkeme arasında uyuşmazlık konusu da değildir.

24. Davalı tarafından dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. ile 10.09.2004 tarihinde “10 kitaplık Konuşma Kılavuzları Serisi”ni konu edinen tam tasarruf yetkisinin devri sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde, davalı tarafından; sözleşme konusu eserlerin tamamının özgün olduğu, her türlü hakkının tamamının kendisine ait olduğu, bu hakların hâlen tam veya kısmi olarak başka kişi veya kuruluşa devredilmemiş olduğu, beyan ve taahhüt edilmiştir.

25. Davacı tarafından dava konusu sözleşmeler gereğince basımı ve yayımı yapılan kitapların; özellikle yurt dışı seyahatlerinde karşılaşılabilecek her duruma ilişkin örneklerin ve kısa cümlelerin yer aldığı ve yabancı dildeki cümlelerin okunuşlarının da bulunduğu “Fransızca Konuşma Kılavuzu, Dil Bilgisi-Sözlük”, “İngilizce Konuşma Kılavuzu”, “Hızlı Kolay Almanca Konuşma Kılavuzu, Dil Bilgisi-Sözlük” ve “İspanyolca Konuşma Kılavuzu, Dil Bilgisi-Sözlük” adlarıyla piyasaya sürüldüğü görülmektedir. Dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basım ve yayımı yapılan kitapların “Fransızca Konuşma Kılavuzu”, “Almanca Konuşma Kılavuzu” ve “İngilizce Konuşma Kılavuzu” adıyla piyasaya sürüldüğü, bu kitapların da davacı tarafından basımı yapılan kitaplar gibi özellikle yurt dışı seyahatlerinde karşılaşılabilecek her duruma ilişkin örneklerin ve kısa cümlelerin yer aldığı ve yabancı dildeki cümlelerin okunuşlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan hem davacı tarafından basımı yapılan kitapların hem de dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitapların kapak sayfasında davalının adı yer almaktadır.

26. Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda; davacı tarafından basımı yapılan kitaplar ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitapların birbiri ile tamamen aynı olmadığı, ancak büyük ölçüde benzerlikler bulunduğu, aslında bu tip kitaplarda benzerliklerin de kaçınılmaz olduğu, iki basım arasındaki temel farkın yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesindeki biçimde olduğu belirtilmiştir. Gerçekten de davacı tarafından basımı yapılan kitaplarda yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesinde Uluslararası Fonetik Alfabesi (IPA) kullanılmış, dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitaplar da ise IPA uygulanmamış, sadece IPA karakterlerinin tonlaması alınmış ve Türkçe karakterler eklenerek yazılması tercih edilmiştir.

27. Davacı tarafından basımı yapılan kitaplar ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitapların gerek işlev gerekse görsel olarak aynı amaca hizmet ettiği, isimlerinin dahi aynı olduğu, içerik olarak büyük ölçüde benzerlik bulunduğu gözetildiğinde yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesinin kitapları farklılaştırmadığı, ayrıca fonetik konusunda uzman bir bilirkişinin değerlendirme yapmasına da ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin 5. maddesinde davalının sözleşmeye konu kitaplarla aynı veya benzer ad veya içerikte kitap basamayacağını, yayınlayamayacağını veya bu amaçla başka bir yayıneviyle sözleşme yapamayacağını kabul etmesi karşısında davalı eyleminin davacının haklarına aykırılık teşkil ettiği kabul edilmelidir.
28. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda davacı tarafından basımı yapılan kitaplar ile dava dışı ...Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti. tarafından basımı yapılan kitaplar arasındaki temel farkın yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesindeki biçimde olduğunun belirtildiği, bu durumun basımı yapılan kitapları birbirinden farklı hâle getirip getirmediğini bilirkişi raporunda belirtilmediği, zira bilirkişi heyetinde fonetik konusunda uzman bilirkişinin bulunmadığı, kitapların benzer olup olmadığının tespit edilebilmesi için içerisinde fonetik konusunda uzman bilirkişinin bulunduğu heyetten yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi ve direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

29. Hâl böyle olunca; mahkemece yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı uyuşmazlık noktası itibariyle usul ve yasaya uygun olup yerindedir.

30. Ne var ki, Özel Dairece davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun olduğundan davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/III-1 maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.02.2022 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesi nazara alındığında, dosyadan alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, fonetik konusunda uzman bir öğretim üyesinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde, davalı eser sahibi Almanca, İngilizce, Fransızca konuşma Kılavuzu, Dilbilgisi, Sözlük kitaplarını hazırlayıp, malî haklarını davacıya devretmiş sözleşmelerin 5. maddesinde “Yazar, üzerindeki bütün haklarını devrettiği kitapla aynı veya benzer ad veya içerikte kitap basamaz yayınlayamaz veya bu amaçla başka bir yayınevi ile sözleşme yapamaz” hususunu kararlaştırmışlardır.
Davalı tarafından davacıya karşı açılan İstanbul 1. Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2010/103 Esas 2011/49 Karar sayılı dava dosyasından, işbu davanın davacısının davalıya ait orijinal İngilizce, Fransızca Almanca konuşma kılavuzlarında değişiklik yaparak, orijinalinde IPA’ya göre uluslararası standartlara uygun fonetik kurallara göre hazırlanan kitaplardan sözcükleri Türkçe okunuşlarıyla verdiği, IPA fonetiği kullanılmayarak basılan bu orijinal olmayan kitaplar nedeniyle 5846 sayılı FSEK 16. maddesi ve 70/1. maddesi gereğince manevi tazminatla sorumlu olduğu gerekçeleriyle, dava konusu kitapların bundan sonraki yayınlarda fonetik normlara göre hazırlanan orijinal eserde fonetik yapı değiştirilmeden yayınlanmasına, değişikliğin önlenmesine, manevi tazminata karar verilmiş temyiz edilen karar Özel Dairece onanmış ve karar düzeltme talebi de reddedilerek kesinleşmiştir.
Kesinleşen dosyada alınan bilirkişi raporunda heyette çeviribilim bölümünden akademisyen bilirkişiler bulunmakta olup, raporda kitapların ilk orijinalin de Uluslararası Fonetik Alfabesinin kullanıldığı, FSEK 2/1’e göre ilim ve edebiyat eseri olduğu belirlenmiş, mahkeme karar gerekçesinde de fonetik yapının taraflar arasındaki yayın sözleşmesine konu kitapların esaslı unsuru olduğu, IPA fonetike göre hazırlanan kitapların, daha ileri eksiksiz, kusursuz ve o dilin ülkesinde telaffuz edildiği şekliyle öğrenmek isteyen bir kesime Türkçe okunuşlu sözcüklerin ise bu tür kaygısı olmayan, dolayısıyla da daha basit biçimiyle o dili öğrenmek isteyenlere hitap ettiği belirtilmiştir.
Davalının ...Basın Dağıtım Ltd. Şti. ile yaptığı 10.09.2004 tarihli sözleşme de 10 kitaplık konuşma kılavuzları serisine ilişkin olup, davalı yazar, yayın ve devir haklarını yayıncıya devretmiştir. Davacı, bu sözleşme ile malî hakları devredilen kitapların, taraflar arasındaki sözeşmelerdeki 5. maddeye göre benzer kitaplar olduğunu ileri sürerek maddi-manevi tazminat talep etmiş, manevi tazminat talebi reddedilmiş, maddi tazminata hükmedilmiş olup, manevi tazminatın reddi kesinleşmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporu hukukçu akademisyen bilirkişi ve yayınevi yetkilisi bilirkişiden alınmış, rapor içeriğinde yayıncı bilirkişinin, ...Ltd. Şti. ile yapılan sözleşmeye konu kitaplar ile davacı ile yapılan sözleşmeye konu kitapların birbiri ile tamamen aynı olmadığı, büyük ölçede benzerlik taşıdığı aslında bu tip benzerliklerinde kaçınılmaz olduğu, iki kitap arasındaki temel farkın telaffuzların yani yabancı dildeki kelimelerin okunuş şekillerinin gösterilmesindeki biçiminde olduğu görüşünü belirttiği bu değerlendirme kapsamında davalının haklarını Beşir Kitapevine devrettiği eserlerin benzerini ...Yayınevi için hazırladığı ve bu yayınevinin kitapları basıp piyasaya arz ettiği sonucuna varılmış, Mahkemece de rapor doğrultusunda tazminata hükmedilmiştir.
FSEK 1/B maddesinde “eser sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinama eserleri olarak sayılan her nevî fikir ve sanat mahsuleri” olarak tanımlanmıştır. Bir eserin varlığından söz edebilmek için fikri bir ürünün varlığı ve bu fikri ürünün yaratıcısının hususiyetini taşıması gerekmektedir. Dava konusu, yabancı dilde konuşma kılavuzu olarak hazırlanıp basılan kitaplar ilim ve edebiyat eseri olduğu dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Davacıya malî hakları devredilen davalının eserlerinin orijinalinin IBA (Uluslararası fonetik kuralları) fonetiğine uygun teleffuzları yazılarak hazırlandığı ve davalının fikri ürünü olup, hususiyetini yansıttığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde bu eserlerin aynı veya benzer ad ve içerikte davalı yazar tarafından basılması, yayınlanması veya bu amaçla başka yayınevi ile sözleşme yapması yasaklanmıştır. Her ne kadar alınan bilirkişi raporunda yayınevi yetkilisi bilirkişi benzerlikler bulunduğunu belirtmiş ise de bu benzerliklerin aslında zorunlu benzerlikler olduğunu, temel farkın telaffuzların gösterilmesinde olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde yazarın benzer kitapları basın/yayım amacıyla başka yayınevine vermesi men edilmiş olup, bu benzerlik yabancı dildeki konuşma kılavuzu-sözlüğünde olması gereken zorunlu benzerlikler değil, aksine kitaba eser niteliğini veren, sahibinin hususiyetini yansıtan, fikri ürünü olan kısımlardaki benzerliktir. Orijinal kitaplarda IPA kurallarına göre cümlelerin telaffuzunun yazıldığı, Türkçede olmayan harf ve işaretlerin yer aldığı, dava konusu ...Ltd. Şti. ile sözleşme yapılan kitapların ise telaffuzları Türkçe olan, daha sade ve anlaşılır, basitçe dil öğrenmek isteyenlere hitap ettiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilirkişi heyetinde fonetik alanında uzman bilirkişi yoktur. Davalının dava dışı yayınevine verdiği kitapların, davacıya verdiği orijinal kitaplarla eser niteliği bakımından benzer olup olmadığı, fonetik kurallara göre telaffuzunun yazılışıyla, Türkçe telaffuzlarının yazılışının ayrı eser niteliğinde mi olduğu, benzer eserler mi olduğu hususunun çözümlenmesi davanın neticesine etkili olacaktır. Bu nedenle fonetik konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden davacıyla yapılan sözleşmeye konu ilk-orijinal eserler ile ...Ltd. Şti. tarafından basılan kitapların eser olarak benzer olup olmadıkları, farklı eser niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Özel Dairenin usul ve Yasaya uygun bozma ilamına uyulması gerekirken, direnilmesi yerinde görülmediğinden direnme kararının bozulması gerektiğini düşünüyor, Sayın Çoğunluğun "direnme uygun" görüşlerine katılamıyoruz.