Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "kadastro sırasında tescil harici bırakılan çekişmeli taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin zorunlu olduğu belirtilerek, taşınmaza komşu 443,472,409,449 ve 412 sayılı parsellere revizyon gören vergi kayıtları ile 454 sayılı parselin tapu kaydının hükmen oluştuğu gözetilmek suretiyle bu parsele ait hüküm dosyası getirtilerek, komşu kayıt ve belgelerin dava konusu taşınmaz yönünü ne gösterdiği hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, taşınmazı kapsayan topoğrafik haritanın üç harita mühendisi bilirkişisine incelettirilerek, topoğrafik haritaya göre taşınmazın gerçek niteliğinin ne olduğunun, hangi tarihte kültür arazisi haline getirildiğinin ve hangi tarihte imar-ihyanın tamamlandığının belirlenmesi, ayrıca dava konusu yerin davacının murisinden intikal ettiği ve paylaşım sonucu davacıya kaldığı dosya kapsamıyla anlaşıldığından, davacı ... babasının taşlık niteliğinde bulunan bu yerin imar ve ihyasına hangi tarihte başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri, ne biçimde para ve emek sarf ettikleri ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle tespit edilmesi, davacının murisinin 1992 yılında öldüğü, dikkate alındığında, dava tarihine kadar davacının ve diğer mirasçıların bağımsız 20 yıllık zilyetliklerinin bulunmadığı gözetilerek muris Ahmet Karakuş, davacı ... dava dışı tüm mirasçılar açısından zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden, belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin ise, ilgili Kadastro Müdürlüğünden sorulması, böylelikle tespit edilecek taşınmazların yüzölçümlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. Maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden göz önünde tutulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 40.561,93 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nın 713/1 maddesine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Davacı, kadastro sırasında tespit harici bırakılan dava konusu taşınmaz yönünden imar ve ihya iddiası ile eldeki davayı açmıştır. 4721 sayılı TMK'nın 713/3. maddesi gereğince tescil davalarında, Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Yargılama sırasında, Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişileri olarak ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği'ne dava yöneltilmekle birlikte, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da ilgili kamu tüzel kişisi olarak davaya dahil edilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa, taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca ... İli'nin mülki sınırlarının Büyükşehir Belediyesi sınırı olarak belirlendiği, Büyükşehir sınırlarındaki köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliklerinin sona erdiği ve Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının tescil davaları yönünden ilgili kamu tüzel kişileri olarak yasal hasım sıfatını kazandıkları dikkate alınarak, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmeli, taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esasa girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle sair yönler incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.