Katılan vekilinin temyizinin beraat hükümlerine sanık müdafinin temyizinin mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1) 6111 sayılı Kanun kapsamında matrah artırımında bulunulması veya idare ile uzlaşma sağlanmasının atılı suçların oluşumuna etkisinin bulunmadığı gözetilmeden, yargılamaya devam olunarak diğer delillerle birlikte bir karar verilmesi gerekirken, “sanığın 2008 ve 2009 dönemindeki eylemleri ile ilgili olarak matrah arttırımı hükümlerinden yararlandığı ve bu sebeple 2008 ve 2009 yıllarına ait beyannamelerin verildiği anlaşılmakla 6111 sayılı Yasa gereğince inceleme yapılamayacağından” bahisle 2008 ve 2009 yılları itibariyle unsurları oluşmayan suçlardan CMK’nin 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi yasaya aykırı,
2) 2008 ve 2009 takvim yıllarında gerçekleştirildiği iddia olunan eylemler için suçun sübutu halinde, 2010,2011 ve 2012 takvim yıllarında gerçekleştirdiği eylemler yönünden ise hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3,4,5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun'un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisi ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 2010,2011 ve 2012 takvim yılları ile ilgili verilen kararlar yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.