Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas 1997/776 sayılı kararında da vurgulandığı üzere "ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür.Diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. O nedenle sınırlı yetkili icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez."
İcra takibinin dayanağı olan İstanbul 10. İcra Mahkemesinin 10.11.2010 tarih ve 2010/265-1656 sayılı ilamının hüküm bölümünde "...davacı vekili için takdir olunan 4700 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine" denildiği lehine vekalet ücreti hükmedilen tarafın davacı mı davalı mı olduğu hususunda tereddüt yaratacak bir şekilde hüküm tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda icra hakimi yorum yolu ile alacağı belirleyemeyeceğinden dayanak ilamın vekalet ücretine ilişkin kısmının infazı mümkün olmayıp ilamlı icra takibine konu edilmesine yasal imkan yoktur. O halde mahkemece şikayetin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.