5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ve Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre; bölünmüş yolun sol şeridinde seyreden çekici sürücüsü sanığın, arka taşıt trafiğini kontrol etmeden, hatalı ve tehlikeli biçimde aniden sağa dönüşe geçmesi üzerine, arkadan, aynı yöne sağ şeritten ilerlemekte olan ve seyir yönü kapanan kamyonet sürücüsü tanık ...'nın, önce sağa, sonra sola direksiyon ve fren tedbirine başvurduğunda, çekiciye çarpmamakla beraber, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun solundan yol dışına çıkması neticesinde kamyonette yolcu olarak bulunan ...'nın ağır (4) derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan dava konusu olayda; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 18.03.2008 tarihli bilirkişi raporu oluşa uygun ve yeterli görüldüğünden; ayrıca, 5237 sayılı TCK sisteminde, kusur oranının sayısal olarak belirlenmesi ve kusur oranına göre tayin olunan cezada indirim yapılması usulünden vazgeçilerek, kusur durumunun temel cezanın belirlenmesinde esas alınacak bir ölçüt olmasının kabul edildiği dikkate alındığında, dosya kapsamına göre sanığın kusursuz ya da tali kusurlu olduğunun kabulünün mümkün bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak tayininde isabetsizlik görülmeyip, mağdurda meydana gelen yaralanmanın boyutu da göz önüne alındığında, hükmolunan adli para cezasının, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyete uygun olduğu ve tarafların kusur durumlarına ilişkin yeniden rapor alınmasının sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinde istinabe yoluyla alınan 21.04.2008 tarihli beyanında sanıktan şikayetçi olduğunu ifade eden mağdur ...'ya davaya katılma isteminin bulunup bulunmadığı sorulmadan katılmasına karar verilmiş ise de, yokluğunda verilen hükmün mağdura tebliğ edilerek, mağdur tarafından temyiz yoluna başvurulmaması karşısında, bu husus bozma sebebi sayılmamış; iddianamede talep edildiği halde, sanığa ait sürücü belgesinin süreli olarak geri alınması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlenmiş, anılan hükmün uygulanması mahkemenin takdirine bırakılmış olup, sanığın sürücü belgesinin geri alınmaması yönündeki uygulamada kanuna aykırılık görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına; Cumhuriyet Savcısının sanığın sürücü belgesinin geri alınması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesine ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.