Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının asıl işveren davalı Bankanın ... ve ... ... misafirhanelerinde “resepsiyon memuru” olarak çalıştığını ve misafirhanenin tadilata girdiği gerekçesi ile kendisine bir belge imzalatılarak işten çıkartıldığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 04.08.2009 tarihinde ihbar olunan bağımsız işverenlerden ... Endüstriyel Ltd. Şti. ve 01.03.2013 tarihinden itibaren de ... Bilgi Kayıt Ltd. Şti.’de çalıştığını, müvekkil banka ile anılan şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, istisna akdi hükümleri çerçevesinde hizmet alımı yoluyla işlerini yaptıran ... sahibi konumunda olduğunu, işçilik haklarından ihbar olunan işverenlerin sorumlu bulunduğunu, dolayısıyla husumet yönünden itiraz ettiklerini, davacı istifa ettiğinden ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanamadığını, keza davacının fazla çalışmasının da olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Mülga 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davasını fazla mesai ücreti bakımından 11.03.2016 tarihinde ıslah etmiş, bu ıslah dilekçesi davalıya 16.03.2016 tarihli celsede elden tebliğ edilmiş ve beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş, davalı 2 haftalık süresi içerisinde 24.03.2016 tarihinde ıslah zamanaşımında bulunmuştur. Buna göre süresinde ileri sürülen ıslah zamanaşımı itirazının Mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.