Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan İ.B.’un maliki olduğu 4 parça taşınmazı davalıların haksız kullandığını, mirasçılar arasında yapılan miras taksim sözleşmesi ile yerlerin kendisine isabet ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve 1.000,00.-TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 200 parsel ile davalılar M. ve M. aleyhine açtığı davayı takip etmediğini bildirmiştir.
Davalı M., yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir. Diğer davalılar, dava konusu taşınmazları haricen satın aldıklarını, uzun yıllardır yerleri kullandıklarını, satış bedelleri kendilerine ödeninceye kadar hapis hakkı tanınması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu 200 parsel ile davalılar M. ve M.aleyhine açılan davanın takipsiz bırakılarak süresinde yenilenmediği, çekişme konusu 3 parça taşınmazı davalıların haricen satın alarak kullandıkları, haricen satışın tapulu taşınmazlar bakımından geçerli olmadığı, iyi niyetli zilyetten ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi .. ... raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 372,221 ve 143 parsel sayılı taşınmazlarda davacının miras bırakanı İ. B.’un kayden malik olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, taşınmazları dava dışı mirasçıdan haricen edindiklerini savundukları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706., Borçlar Yasasının 213., 2644 sayılı Tapu kanununun 26. ve Noterlik Yasasının 60. maddeleri gereğince, taşınmazların alım ve satımlarının resmi şekilde yapılmadıkça hukuken değer taşımayacakları gibi, Türk Medeni Yasasının 701 ila 703. maddeleri arasında öngörüldüğü şekilde, dava konusu taşınmazlar elbirliği mülkiyetine tabi bulunduğundan ortaklardan bir tanesinin yapmış olduğu satışa itibar edilemeyeceği ve 1940 tarih 2/77 sayılı İ.B.K.'nın uygulama yerinin bulunmadığı gözetilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğrudur. Bir kısım davalıların öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ancak, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından ve zeminde her bir davalının ayrı ayrı yer kullandıkları gözetilerek kullandıkları yerle bağlantı kurmak suretiyle yargılama gideri ve harçtan ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi doğru olmadığı gibi, davalılardan İ. ve T.’un aynı vekille temsil edilmiş olmaları iddianın içeriği ve niteliğine göre tek bir avukatlık ücretini gerektirmeyip ayrı ayrı avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Bir kısım davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi aracılığıyla) 1086 sayılı HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.