Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suça sürüklenen çocuk ...’nın TCK'nın 103/2, 103/6,31/3,62,53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.05.2015 tarihli ve 289-154 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 03.12.2019 tarih, 4179-12989 sayı ve oy çokluğu ile;“Olayın intikal şekli ve zamanı, suç tarihinde yedi yaş içerisinde bulunan mağdurenin aşamalarda değişip ayrıntı içermeyen ve yan delille desteklenmeyen çelişkili beyanları, kovuşturma evresinde mağdurenin eylemlere ilişkin hiçbir anlatımının bulunmaması uzman doktor raporlarında livataya ilişkin herhangi bir bulgudan bahsedilmemesi savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;Suç tarihi itibarıyla on sekiz yaşını tamamlamayan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/4. madde ve fıkrasına aykırı olarak aynı Kanun’un 53/1. madde ve fıkrasında yer alan hak yoksunluklarına hükmolunması,
Suç tarihinde on beş-on sekiz yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35 ile Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 20/2-3. maddelerine göre suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmadığı takdirde bunun gerekçesinin kararda gösterilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiş,
Daire Üyeleri . ve ...; “Mağdurenin ifadesi, katılanların beyanları, düzenlenen raporlar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre olay tarihinde 7 yaşında olan mağdure ...’ın ailesiyle birlikte SSÇ'nin ikamet ettiği binanın alt katında kiracı olarak kaldıkları, mağdur ... ile SSÇ'nin kardeşi olan .'in arkadaş oldukları, birlikte oyun oynadıkları, SSÇ'nin evinde evcilik oyunu oynadıkları sırada SSÇ'nin de oyuna katıldığı ve hep birlikte yatağa yattıkları, çocukların istememesine rağmen SSÇ'nin ışığı kapatıp yorganı üzerilerine çekerek cinsel organını mağdurenin külotlu çorabı varken poposuna sürttüğü, yine mağdurenin külodunu indirip çıplak olan poposuna organını sürttüğü, daha sonra cinsel organını mağdurun poposuna biraz soktuğu, mağdure bağırınca geri çektiği, mağdurenin elinden tutup kendi cinsel organına sürttüğü, SSÇ'nin daha sonraki zamanlarda ise dilini mağdurenin ağzına soktuğu, bir defasında da parmağını ağzına soktuğu, mağdurenin olaydan hemen sonra alınan beyanında ayrıntılı olarak başından geçen olayları samimi ve tutarlı biçimde anlattığı, uluslararası istinabe yolu ile alınan beyanında da iddialarını sürdürdüğü, bir çelişkinin söz konusu olmadığı, mağdurenin anne ve babası olan katılanların olayı doğruladıkları, SSÇ mağdure yanında iken mastürbasyon yaptığını kabul ederek tevil yollu ikrarda bulunduğunun anlaşılması karşısında; SSÇ’nin üzerine atılı nitelikli cinsel istismar suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararının onanması gerektiği,” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.01.2020 tarih ve 336441 sayı ile;"...Olay, mağdur ve katılan annesinin sanıkla komşu oldukları bina ve her ne kadar ifade tutanaklarında ... adresi yazılı olsa da bu adresi katılan ... boşandığı eşi katılan ...'in adresi olması karşısında, ifadelerden anlaşıldığına göre ...’dan ayrıldıktan yaklaşık 4 ay kadar sonra, mağdurun başından geçenleri annesine anlatması ile ortaya çıkmış ve resmiyete intikal etmiştir.Mağdur 10.06.2007 günlü ifadesinde; ‘Biz daha önce ...'da oturuyorduk. Buradaki evimizin üst katında ... adında 6 yaşında bir arkadaşım oturuyordu. Daha çok onlarda olmak üzere bazen de biz de olmak üzere oyun oynardık. Onlar da oyun oynadığımız zamanlarda ...in abisi ... da bizim oyunumuza katılmak isterdi. ...in odasında oynarken yatağa üçümüz uzanırdık. ... ortada, bir tarafında ben bir tarafında ... yatardık. Işığı kapatıp 'Gece oldu.' derdi. Yorganı üzerimize kapatırdı. Biz 'Sabah olsun.' derdik, o 'Akşam olsun.' derdi. Yorganın altında iken ... bazen cinsel organını üstümde külotlu çorap varken çorabımı çıkarmadan popoma sürterdi. Bu esnada kendi cinsel organını da çoğu zaman dışarı çıkarırdı, çok defa da külodumu indirir cinsel organını çıplak olan popoma sürterdi. Bir defasında cinsel organını popomuzun kaka yaptığımız bölgesine biraz soktu. Ben bağırdım. Bana 'Dilini mi ısırdın?' dedi. Ben de 'Evet.' dedim. Daha sonra ben bağırınca cinsel organını çekti. Bunun yanı sıra birçok defa elimi tutarak cinsel organına götürürdü. Ben elimi çekerdim ama o devam ettirmemi isterdi ve cinsel organını tutturup ileri geri hareket ettirmemi isterdi, bir defasında aynı hareketi yaptırdıktan sonra kız kardeşi ...den peçete istedi, biz de peçete verdik ve hemen tuvalete gitti. Bu esnada cinsel organının bir kısmını gördüm. Herhâlde orada tuvaletini yapmıştır. Yine oyun esnasında bir defa dilini ağzıma soktu. Bir defasında da parmağını ağzıma soktu. Bunları kesinlikle kimseye anlatmamamı istedi. Ben de 'Kimseye anlatmayacağım.' dedim. Bu anlattıklarımı bana yalnız olduğum anlarda yapardı. Bu esnada arkadaşım ...i evde bulunan kafes kuşuna bakmaya gönderirdi. Bunları.'in görüp görmediğini hatırlamıyorum. Ama arkadaşım ..., 'Abim keşke bunları bana da yapsa.' derdi. ...'dan taşındıktan sonra yaşananları ben anneme anlattım, bir kısmını da .’ye anlattım.’ şeklinde beyanda bulunmuştur.Mağdurun adli yardım kapsamında Almanya adli makamları tarafından alınan 30.11.2011 tarihli ifadesinde; ‘Ben olayı hatırlamıyorum, Ben sadece o dönem o adamın/o şahsın bizim komşumuz olduğunu biliyorum. O benden büyüktü. Bu taciz uzun süre sürdü. Onun kız kardeşi ise benim en iyi arkadaşımdı. Her zaman onun yanına gittiğimde bana bunu yaptı. Bunu bana yaptığında ise onun kız kardeşi yanımda yoktu. Bana da bunu hiç kimseye söylememi söylüyordu. Korkumdan bunu hiç kimseye anlatamadım. Oradan taşındığımızda ise bu olanları anneme anlattım. Bu tacizler seksüel türdendi. Fakat onun neler yaptığını söylemek istemiyorum.’ şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Mağdurenin annesi Beyhan'ın da anlatımı mağdurenin anlatımı ile paraleldir.Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28.01.2015 tarihli raporuna göre, mağdurenin olay nedeniyle ortaya çıkan travma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluk nedeniyle ruh sağlığının bozulmuş olduğunu bildirildiği görülmüştür.
Olayın intikal şekline bakıldığında, mağdurenin ...'dan taşınıp sanığın hâkimiyet alanından çıktıktan, kendisini güvende hissettikten sonra başından geçenleri anlattığı, bu durumun sanığın mağdureye telkinleri ve mağdurenin yaşı gözetildiğinde normal kabul edilmesi gerektiği, mağdurenin beyanının ayrıntılı ve somut olduğu, yaşı itibarıyla bu tür eylemleri kurgulayıp anlatmasının mümkün olmadığı, istinabe ile alınan ikinci ifadesinde ayrıntıları anlatmak istemediğini söylediği, ancak cinsel yönden istismar edildiğini hâlen iddia ettiği, anlatımları arasında çelişki bulunmadığı, olay nedeniyle ruh sağlığının da bozulduğunun tespit edilmesi karşısında mağdurenin beyanlarına itibar edilerek suçun sabit olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.Sanığın eylemlerini zincirleme olarak gerçekleştirdiği dosya kapsamı ile sabit olmakla birlikte aleyhe temyiz olmadığından TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması imkânı olmadığı ve bu hususun eleştiri konusu yapılarak hükmün onanabileceği, TCK'nın 53. maddesi yönünden bozma nedeni ile ilgili olarak düzeltilerek onama kararı verilebileceği, suç tarihi itibarıyla 17 yaşını bitirdiği ve hâlen de 31 yaşı içinde olan sanığın sosyal inceleme raporunun aldırılmamış olmasının da sonuca etkisinin bulunmadığı gözetilerek, TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına dair kısmın hükümden çıkartılarak hükmün düzeltilmesi, düzeltilen hükmün de onanması gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Dairesince 02.06.2020 tarih ve 1873-2347 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuğun eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.İncelenen dosya kapsamından;Suç tarihi itibarıyla mağdurun 29.07.2000, suça sürüklenen çocuğun ise 24.12.1989 doğumlu oldukları, mağdurun ailesiyle birlikte suça sürüklenen çocuğun ikamet ettiği evin alt katında kiracı olarak kaldığı,... Doğum Hastanesince 10.06.2007 tarihinde düzenlenen rapora göre; mağdurun kızlığının bozulmadığı, perianal bölgede ekimoz veya başkaca darp izine rastlanmadığı, ... Devlet Hastanesince 10.06.2007 tarihinde düzenlenen rapora göre ise; bulgular itibarıyla mağdurda fiili livata yorumunda bulunmanın mümkün olmadığı,. Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından 22.06.2007 tarihinde düzenlenen rapora göre; alınan öyküde yaklaşık 6 aydır komşuları olan bir şahıs tarafından, komşularının evinde iç çamaşırı çıkartılarak elle ve cinsel organı ile sürtünme şeklinde cinsel tacize uğradığının belirtildiği, yapılan muayenede davranış sorunları, dikkat dağınıklığı, dürtü denetim bozukluğu, uyku bozukluğu, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, içe kapanma belirtileri ile travma sonrası stres bozukluğu tanısı saptandığı, ruh sağlığının bozulup bozulmadığının 6 ay sonra değerlendirileceği,
Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 28.01.2015 tarihli rapora göre; mağdurun görüşme esnasında 14 yaş 7 aylık olduğu, kardeşi olmadığı, 8. sınıf öğrencisi olduğu, moodun depresif, afektin üzüntülü olduğu, son 2-3 yıla kadar erkekler dokunduğunda ağladığını beyan ettiği, ruhsal durum muayenesinde; zorlayıcı, rahatsız edici anılar bulunduğu, anımsatan ve sembolize eden konularla ilgili rahatsızlık, travmatik olayı yeniden yaşıyormuş gibi olma, olayla ilgili tekrarlayıcı sıkıntılı rüyalar, travmaya eşlik etmiş düşünce ve duygulardan kaçınma, travmaya ilişkin etkinlik ve ortamdan kaçınma, önemli etkinliklere ilgi azalması, insanlardan uzaklaşma ve yabancılaşma, duygulanımda kısıtlılık bulunduğu, uykuya dalmak ve sürdürmekte zorluk, irritabilite, yoğunlaşmada güçlük olduğu, sonuç olarak mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği, bu duruma göre ...’ın 2007 yılında mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu,Suça sürüklenen çocuğun basit cinsel saldırı suçundan 13.06.2007 tarihinde tutuklandığı, 25.01.2008 tarihinde ise tahliye edildiği,Anlaşılmaktadır.Mağdur ... kollukta; "Biz daha önce ...'da oturuyorduk. Buradaki evimizin üst katında ... adında 6 yaşında bir arkadaşım oturuyordu. Daha çok onlarda olmak üzere bazen de biz de olmak üzere oyun oynardık. Onlar da oyun oynadığımız zamanlarda ...in abisi ... da bizim oyunumuza katılmak isterdi. ...in odasında oynarken yatağa üçümüz uzanırdık. ... ortada, bir tarafında ben bir tarafında ... yatardık. Işığı kapatıp 'Gece oldu.' derdi. Yorganı üzerimize kapatırdı. Biz 'Sabah olsun.' derdik, o 'Akşam olsun.' derdi. Yorganın altında iken ... bazen cinsel organını üstümde külotlu çorap varken çorabımı çıkarmadan popoma sürterdi. Bu esnada kendi cinsel organını da çoğu zaman dışarı çıkarırdı. Çok defa da külotumu indirir cinsel organını çıplak olan popoma sürterdi. Bir defasında cinsel organını popomuzun kaka yaptığımız bölgesine biraz soktu. Ben bağırdım. Bana ‘Dilini mi ısırdın?’ dedi. Ben de ‘Evet.’ dedim. Daha sonra ben bağırınca cinsel organını çekti. Bunun yanı sıra birçok defa elimi tutarak cinsel organına götürürdü. Ben elimi çekerdim ama o devam ettirmemi isterdi ve cinsel organını tutturup ileri geri hareket ettirmemi isterdi, bir defasında aynı hareketi yaptırdıktan sonra kız kardeşi ...den peçete istedi, biz de peçete verdik ve hemen tuvalete gitti. Bu esnada cinsel organının bir kısmını gördüm. Herhâlde orada tuvaletini yapmıştır. Yine oyun esnasında bir defa dilini ağzıma soktu. Bir defasında da parmağını ağzıma soktu. Bunları kesinlikle kimseye anlatmamamı istedi. Ben de 'Kimseye anlatmayacağım.' dedim. Bu anlattıklarımı bana yalnız olduğum anlarda yapardı. Bu esnada arkadaşım ...i evde bulunan kafes kuşuna bakmaya gönderirdi. Bunları ...in görüp görmediğini hatırlamıyorum. Ama arkadaşım ..., 'Abim keşke bunları bana da yapsa.' derdi. ...'dan taşındıktan sonra yaşananları ben anneme anlattım, Bir kısmını da .’ye anlattım.”,30.11.2011 tarihinde .Adli Makamlarınca uluslararası istinabe yoluyla Mahkemede; "Ben olayı hatırlamıyorum, ben sadece o dönem o adamın bizim komşumuz olduğunu biliyorum, o benden büyüktü, bu taciz uzun süre sürdü, onun kız kardeşi ise benim en iyi arkadaşımdı, her zaman onun yanına gittiğimde bana bunu yaptı, bunu bana yaptığında ise onun kız kardeşi yanımda yoktu, bana da bunu hiç kimseye söylemememi söylüyordu, korkumdan bunu hiç kimseye anlatamadım, oradan taşındığımızda ise bu olanları anneme anlattım, bu tacizler seksüel türdendi, fakat onun neler yaptığını söylemek istemiyorum, bu olaya bağlı olarak şu an durumum iyi.",
Katılan ... ... (.) kollukta; “... ile 9 yıl resmî olarak evli kaldık. 4 ay önce resmî olarak ayrıldık. ...’dan 2000 doğumlu ... adında bir tane kız çocuğumuz oldu. Ben eşimden ayrıldıktan sonra çocuğun velayetini mahkeme bana verdi. Ben eşimden ayrılmadan önce . Mah, .. .sayılı yerde 3 yıl oturdum. Ben eşimden ayırdıktan sonra ailemin yanına gittim. ...’ın da Kıbrıs’a çalışmaya gittiğini biliyordum. Ben ailemin yanına gittikten sonra kızım ... kendisini güvende hissettiğinden bir gün baş başa otururken ‘Anne sana bir şey anlatacağım, ben korkuyorum.’ dedi. Ben de ‘Kızım korkma, annelerden korkulmaz, anneler ile kız arasında her şey konuşulabilir.’ dedim. Kızım bana ... ilçesinde otururken ev sahibimizin oğlu, aynı zamanda üst komşumuz olan ... bana çok terbiyesiz şeyler yaptı. Ben de ne yaptı kızım diye sorunca ben arkadaşım olan aynı zamanda ... ağabeyinin kız kardeşi ile evcilik oynarken ... abi de bizim yanımıza gelip 'Ben de sizinle oynayacağım.' diyerek yorganı üzerimize çekerek kardeşi ...’e 'Sen öbür tarafa git, Damla benim yanımda kalacak.' diyerek beni yanıma çekip benim arkamdan külotumu indirerek cinsel organını çıkartarak popama sürüyordu. Cinsel organını çıkartarak ağzıma verdiğini, bazen parmağı ile ön ve arkamla oynadığını, parmağını arkama soktuğunu anlattı. Ben 'Kızım sana ... abin cinsel organı ile yaptı mı?' diye sorduğumda kızım bana 'Yapmadı.' dedi. Ben bunu kızıma defalarca sordum. Yapmadığını bana söyledi. Ben kızımın bana söylediklerini toparlayarak eski eşim olan ...’a telefonda anlattım. Ben ...’ndaki kız kardeşimin yanına ziyarete gittim. Eski eşimle oradan telefonla konuşarak 10.06.2007 tarihinde ... ilçesinde buluşmak üzere anlaştık ve 10.06.2007 günü ... ilçesine kızımla gelerek eski eşim ... ile buluştuk. Olayları kendisine tekrar anlattım. Eski eşim ... gerekli yasal işlemleri yapacağını söyledi. Ben yakınımın yanına kızımla gittim. Eski eşim ... benim yanıma gelerek olayları Emniyete bildirdiğini ve ... isimli şahsı polislerin yakaladığını söyledi. Daha sonra kızım ...’ı babası ile birlikte Çocuk Büro Amirliğine götürerek kızımın ifadesinin alınması sağladım. Kızımın Adli Tıp raporunun alınmasını istiyorum. Ben ... isimli şahıstan davacı ve şikâyetçiyim.”,30.11.2011 tarihinde . Adli Makamlarınca uluslararası istinabe yoluyla Mahkemede; "Bu olayı benim kızım . yaşadı, komşumuzun oğlu onu cinsel açıdan istismar etmiştir, o zamanlar kızım 5 veya 6 yaşlarında ve komşu oğlu ise 15-16 yaşlarında idi, ben daha sonra onlara gittim ve oğulları hakkında suç duyurusunda bulundum, kızım Adli Tıp'ta muayene oldu, ayrıca bir de psikolojik olarak muayenesi yapıldı, gence isnat edilen olayın doğru olduğu tespit edildi ve tutuklandı, zanlı ... idi, bu olay 2006 yılında yaşandı, biz buraya.ya geleli ise 4 yıl oldu, biz 2007 yılında buraya geldik, bu olay buraya gelmeden yaşanmıştı, olay Iğdır'da yaşandı ve zanlı ise komşumuzun oğlu idi, ben bu olayı kendim gözlemlemedim, kızım bana bu olayı kendisi anlattı, daha sonra ise muayene sonucu ile tespit edildi, kızımın yalan söylediğini tahmin etmiyorum, kızım bana suçlunun kendisini oral seks yapmaya zorladığını söyledi ve vajinasıyla oynadığını ifade etti ve başka seks oyunları yaptığını ifade etti, bu olay aylarca sürmüş ve şayet bir şey söylediği takdirde ise onu ölümle tehdit etmiş, kızım bana bu olayı çok geç anlattı, ben zanlıya sordum, kendisi olayı itiraf etti, eski eşim ise zanlıya karşı şiddet uygulamış, bunun dışında ise daha önce Türkiye'de poliste ve mahkemede vermiş olduğum eski ifademe atıfta bulunmak istiyorum.",Katılan ... kollukta; “Ben işim gereği .ta bulunmaktayım. .ile 10 yıl evli kaldım ve bu evliliğimizden 2000 doğumlu ... adında bir kızımız dünyaya geldi. Ben eşim ile evli ike. Mah. .Sokak, .sayılı yerde oturduk. Eşim ile tarihten Şubat 2007 tarihinde boşandık ve kızımın velayetini eşime vererek ben de Kıbrıs’a gittim. Hâlen de burada bulunmaktayım. Boşanmış olduğum eşim Beyhan bana, kızımızın kendisini bu adresten taşındığımız için güvende hissetmesinden dolayı olacak ki, ev sahibimiz ...’nın bu adreste oturduğumuz müddet içerisinde, kendisine cinsel organını gösterdiğini, bazen cinsel organını çıkartıp ağzına verdiğini, karşısına geçip cinsel organı ile oynadığını, mastürbasyon yaptığını, parmağı ile önü ve arkası ile oynadığını, parmağını arkasına soktuğunu söylemiş. Ancak bu bilgileri eski eşim bir ay kadar süre zarfı içerisinde kızımın söylediklerinden toparlayarak öğrenmiş. Eski eşim bu durumu 07.06.2007 günü bana telefon açarak söyledi. Ben 09.06.2007 günü Kıbrıs’tan ... ilçesine geldim. Eski eşim ...’ndaki ablasının yanından ... ilçesine geldi. Burada 10.06.2007 günü görüştüm. Bana olayı bir kez daha anlattı. Kızımızın ... Atmaca ile oyun oynamak için evlerine gittiği sıralarda, ... evcilik maksadı ile kızımın cinsel organına dokunduğunu söyledi. Ben de bunun üzerine kardeşim Bülent Ballar ile birlikte olay hakkında konuşmak için ... isimli şahsın evine gittik. ...’a konuyu anlattık, böyle bir şeyin olup olmadığını sorduk. Önce olayı yalanladı, böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Sadece bir gün evde mastürbasyon yaparken kendi kız kardeşi ile oyun oynayan benim kızımın kendisini gördüklerini başka bir şey olmadığını söyledi. Ben de kendisine kızımın farklı ifadeler verdiğini, bu olayı doğru bir şekilde anlatmasını, kendisine bir şey yapmayacağımı söyledim. Doğruyu anlatması durumunda olayı kapatacağımı söyledim. O zaman bana 'Tamam her şeyi anlatacağım.' diyerek olayı anlattı. Bana bu adreste oturduğumuz süre içerisinde kendi kız kardeşi ile benim kızımın evlerinde oyun oynarken, kendisinin de evcilik oyununa iştirak ettiğini, bu esnada kendisinin cinsel dürtülerinden dolayı kızımın cinsel organıyla eliyle oynadığını, kızımın karşısında mastürbasyon yaptığını, ancak kesinlikle tecavüz olayının olmadığını, birkaç defa yaptıktan sonra tövbe ettiğini, ancak kendisini tutamadığını söyledi, olaydan dolayı pişman olduğunu, affetmemi söyledi. Ben de bunun üzerine bana anlattığın şeyleri Polis Merkezine gelerek anlatmasını, cezası ne ise çekmesi gerektiğini söyledim. Daha sonra ben kardeşim ve ... isimli şahıs ile birlikle Polis Merkezinize geldik. Benim kızıma defalarca cinsel istismarda bulunan, kızımın ağzına cinsel organını sokan, karşısında mastürbasyon yapan, arkasına parmağını sokan ve kızımın psikolojisini bozan ... isimli şahıstan davacı ve şikâyetçiyim.”,
Mahkemede; “Eşimle birlikte oturuyorduk, sanığın ailesinin evinde kiracıydık. 2007’nin Ocak ayında eşim ve kızım ayrıldı. Mart ayında da ben evden ayrıldım, başka yerlere taşındık, eşimle boşandık, fiilen de ayrı yaşamaya başladık. 2007’nin 6. ayında eşim bana telefon açtı. Kızım .’nın bazı cinsel tacizlere maruz kaldığını kendisine söylediğini ifade etti. Ben bu esnada Kıbrıs’daydım eşim de bu telefonu bana Iğdır’dan etti, kızım eski eşime olayları yarım yarım anlatmış. Sanığın külotunu indirdiğini, cinsel organını poposuna soktuğunu annesine söylemiş, zaten moralim çok bozuk ayrıntılı ifademi emniyette vermiştim o ifadem de doğrudur. Daha sonra eski eşimle bu ... için ...’da buluşmaya karar verdik, her ikimiz farklı yerlerden ...’a geldik durumu emniyete ve savcılığa intikal ettirdik, olay bundan ibarettir, şu anda çocuğumun ruhsal durumu iyi değildir. Eski eşim .’ya gitti, kızım da onunla bugün yarın Almanya’ya gidecek...”,Tanık . kollukta; sanığın kendi öz oğlu olduğu, davaya konu olayda bahsi geçen mağdurun babası katılan ...'ın daha önceden kendi evlerinde 2-3 sene kadar kiracı olarak kaldığı, bu olayla ilgili hiçbir şey bilmediği, bu tarihten yaklaşık 15-20 gün önce ...'in eşi olan katılan ... ...'ın kendisine mesaj çekerek "Oğlun yaptıklarının cezasını çekecek, geberecek." dediği, bu mesajı oğlu olan sanığa gösterdiği, sanığın da "Bir şey yok anne." dediği, sonra oğlu olan sanığın mesajlaştığı, telefondaki mesajların ve aramaların tümünü oğlu olan sanığın telefondan sildiği, olayı 10.06.2007 tarihinde polis merkezine geldiğinde öğrendiği, oğlu olan sanığın daha önce böyle bir suça adının karışmadığı,Şeklinde beyanda bulunmuşlardır.Suça sürüklenen çocuk Savcılıkta; “Mağdur .’nın ailesi 6 ay öncesine kadar bizim kiracımız olarak alt katta oturmaktaydılar. Mağdurun anne ve babası boşandıktan sonra evimizden taşındılar. Kiracımız olarak oturdukları süre zarfında mağdurun ve ailesinin iddia ettiği olayların hiçbirisi meydana gelmemiştir. Mağdurun benim küçük kardeşim ... ile oynamak için bizim eve geldiği doğrudur. Mağdur hemen her gün bizim eve gelirdi. Kendisine karşı herhangi bir cinsel istismar teşkil edecek hareketim olmamıştır. Yalnızca bir seferinde ben kendi odamda kapıyı arkadan kilitleyip mastürbasyon yapmakta iken saklambaç oynamak için odaya daha önceden girmiş olan mağduru fark etmemiştim. Bir süre sonra divanın arkasından çıkan küçük mağduru görünce hemen toparlandım utandığım için bu olayı başkasına anlatmamasını söyledim. Çocuğun odada olduğunu başlangıçta bilmiyordum. Küçük kardeşimin oyuncakları benim odamda durur. Mağdur gece vakti de bizim eve gelirdi. Benim odamda oynadıkları olurdu. Bazen ben odada iken 'Sen de bizim dedemiz ol.' diyerek oyuna katılmamı isterlerdi ancak ben hiçbir şekilde evcilik oyununa katılma bahanesi ile mağdura yaklaşmadım. Mağduru yatağa yatırıp yorganı üzerimize çekerek kendisine cinsel istismar teşkil edecek hareketlerde bulunmadım. Mağdurun ailesi evimizden taşınırken 700 YTL elektrik borcu bıraktı. Mağdur annesi ile başka bir şehre taşındığı ve babası da Kıbrıs’a gittiği için annem mağdurun babasının erkek kardeşinin ... yerine gidip alacağını istedi ancak annemi kovaladılar. Bu olaydan sonra bu iddialar ortaya atıldı. İddialar gerçek dışıdır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmem.”, sorguda; “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, savcılıkta ayrıntılı savunma yaptım, aynen tekrar ederim, küçük mağdur bizim eski kiracımızdı. Kardeşim ... ile oynamak için bize geldiği doğrudur. Ben oyunlarına karışmıyordum, kendi dalımda müzik dinliyordum, suçsuzum.”, Mahkemede; “Mağdure eski kiracımız olur, kendileri bizim evde 2 yıl kadar oturdular, en son 2007’nin Ocak ayında mağdure ve annesi bizim evden ayrıldı, babası daha sonra ayrıldı çünkü karı koca boşanmışlardı, ben tüm suçlamaları kabul etmiyorum sadece bir kez bundan 1,5-2 yıl kadar önce evimizde mastürbasyon yaparken mağdur da kardeşimle saklambaç oynuyormuş yatağın altındaymış, yatağın altından çıktığını görünce ben de korktum toparlandım, bundan başka bir olay olmadı, bu olay benimle ilgili değil dışarıdan bir şahısla ilgili olabilir, suçlamaları kabul etmiyorum.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Çocuğun cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinde;
"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
Anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, ... hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş iken,
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile;
"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya ... hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur",
02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile de;
"Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya ... hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur."
Hâlini almıştır.
Görüldüğü gibi 103. maddede çocuğun cinsel istismarı tanımlanmış olup birinci fıkraya göre cinsel istismar deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış ile diğer çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen bir başka nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılmaktadır.Maddenin ilk fıkrasında çocuğun cinsel istismarı suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında ise cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır.Bu suçun, maddenin birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi bakımından ikinci fıkrada hüküm altına alınan nitelikli hâlinden ayrılır. İkinci fıkradaki nitelikli hâlde maddi unsur, vücuda organ ya da sair bir cisim sokulması olup failin kastının da bu tür bir eylemin gerçekleştirilmesine yönelik olması gerekmektedir. Suçun temel şeklinin aksine, ikinci fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için eylemin cinsel arzularının tatmini amacına yönelik olması şart değildir.
Üçüncü fıkrada suçun birden fazla kişi tarafından birlikte, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya ... hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi nitelikli hâl olarak sayılmıştır. Buna göre çocuğa karşı cinsel istismar eylemi, koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.
Dördüncü fıkrada, cinsel istismarın on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi, cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Ancak bunun için, uygulanan cebrin en fazla kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak boyutta olması gerekir. Bu bakımdan, beşinci fıkraya göre, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Suç tarihi itibarıyla mağdur ...’ın altı, suça sürüklenen çocuk ...’nın ise on yedi yaşında olduğu, mağdurun babası katılan ... ve annesi ... ile birlikte ... ilçesinde suça sürüklenen çocuğun ve ailesinin ikamet ettiği dairenin alt katında bu ailenin kiracısı olarak ikamet ettikleri, mağdurun suça sürüklenen çocuğun kız kardeşi olan 2001 doğumlu.ile arkadaş oldukları, çoğu zaman suça sürüklenen çocuğun evinde olmak üzere birlikte oyun oynadıkları, 2007 yılının Ocak ayında mağdur ve katılan ...’in bu adresten ayrılıp Iğdır’da yaşamaya başladıkları, katılanların da 26.03.2007 tarihinde boşandıkları, mağdurun annesi olan katılan ...’a Iğdır’dayken “Anne sana bir şey anlatacağım, ben korkuyorum.” dediği, annesinin de “Kızım korkma, annelerden korkulmaz, anneler ile kız arasında her şey konuşulabilir.” şeklinde cevap verdiği, mağdurun annesine suça sürüklenen çocuğun kendisine yönelik eylemlerini anlatması üzerine katılanların 10.06.2007 tarihinde ... ilçesine gelerek şikâyetçi oldukları, mağdur soruşturma aşamasında; arkadaşı ... ile onların evinde oyun oynadığı zamanlarda suça sürüklenen çocuğun oyunlarına katılmak istediğini, ...in odasında oynarken yatağa üçü birlikte uzandıklarını, suça sürüklenen çocuğun bir tarafında ...’in, diğer tarafında ise mağdurun yattığını, suça sürüklenen çocuğun ışığı kapatıp “Gece oldu.” dediğini, yorganı üzerlerine kapattığını, ... ile mağdurun ise “Sabah olsun.” dediklerini, ancak suça sürüklenen çocuğun “Akşam olsun.” dediğini, yorganın altında iken cinsel organını mağdurun üstünde külotlu çorap varken çorabını çıkarmadan poposuna sürttüğünü, bu esnada kendi cinsel organını da çoğu zaman dışarı çıkardığını, birçok defa mağdurun külotunu indirip cinsel organını çıplak olan poposuna sürttüğünü, bir keresinde cinsel organını poposunun kaka yaptığı bölgesine biraz soktuğunu, kendisinin bağırdığını, suça sürüklenen çocuğun mağdura “Dilini mi ısırdın?” dediğini, mağdurun da “Evet.” dediğini, daha sonra bağırdığı için cinsel organını çektiğini, bunun yanı sıra birçok defa elini tutarak cinsel organına götürdüğünü, ancak elini çektiği hâlde suça sürüklenen çocuğun mağdurun devam ettirmesini istediğini, cinsel organını tutturup ileri geri hareket ettirmesini istediğini, bir defasında aynı hareketi yaptırdıktan sonra kız kardeşi ...den peçete istediğini, kendilerinin de suça sürüklenen çocuğa peçete verdiklerini, suça sürüklenen çocuğun hemen tuvalete gittiğini, bu esnada cinsel organının bir kısmını gördüğünü, orada tuvaletini yapmış olabileceğini, yine oyun esnasında bir defa dilini ağzına soktuğunu, başka bir zamanda ise parmağını ağzına soktuğunu, bunları kesinlikle kimseye anlatmamasını istediğini, kendisinin de kimseye anlatmayacağını söylediğini, bunları yalnız oldukları anlarda yaptığını, bu esnada arkadaşı ...i evde bulunan kafes kuşuna bakmaya gönderdiğini, olayları ...in görüp görmediğini hatırlamadığını, ama arkadaşı ...’in kendisine “Abim keşke bunları bana da yapsa.” dediğini, ...'dan taşındıktan sonra yaşananları annesine anlattığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında ise; yaşanan bu istismarın uzun süre sürdüğünü, suça sürüklenen çocuğun yanına gittiğinde kendisine bunları yaptığını, korkusundan kimseye söylemediğini, taşındıktan sonra anlatabildiğini, tacizlerin seksüel şeyler olduğunu ancak neler yaptığını yeniden anlatmak istemediğini ifade ettiği anlaşılan dosyada;Mağdurun tüm evrelerde suça sürüklenen çocuk tarafından istismara uğradığını istikrarlı ve tutarlı bir şekilde anlatması, ifadelerinde tüm ayrıntıları çelişki içermeden açıklaması ve samimi, ayrıntılı, yaşına uygun ve hayatın olağan akışına aykırı olmayacak şekilde beyanda bulunması, mağdurun suça sürüklenen çocuğa iftira atmasını gerektirir nitelikte bir sebebin bulunmaması, mağdurun suça sürüklenen çocuğun yaşadığı yerden ayrıldıktan sonra kendisini güvende hissederek yaşananları annesine anlatması sonrasında katılanların olayı adli makamlara intikal ettirmesi, mağdurun babası olan katılan ...’in beyanına göre suça sürüklenen çocukla konuştuğunda kendisine mağdurun cinsel organıyla oynadığını, mağdurun karşısında mastürbasyon yaptığını, tövbe ettiğini ancak kendisini tutamadığını anlatması, suça sürüklenen çocuğun ise mastürbasyon yaparken mağdurun kendisini gördüğü şeklinde beyanda bulunması, katılan ...’ın da mağdurun anlatımlarıyla benzer şekilde ifade vermesi, mağdurun Adli Tıp Kurumunda yapılan muayene sırasında olay sebebiyle son 2-3 yıla kadar erkekler dokunduğunda ağladığını ifade etmesi ve aynı Kurum tarafından düzenlenen rapora göre mağdurun ruh sağlığının bozulduğunun tespit edilmesi ile tüm dosya kapsamı bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılan ve zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturan eylemlerin sabit olduğu,Mağdurun soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun kaka yaptığı bölgeye cinsel organını biraz soktuğu şeklindeki soyut iddiasını doğrulayan bir delilin bulunmaması, mağdurun kovuşturma aşamasında vücuduna organ sokulduğuna ilişkin bir anlatımının olmaması, mağdurun annesi olan katılan ...'ın soruşturma aşamasındaki beyanında, defalarca sormasına rağmen kızının kendisine suça sürüklenen çocuğun cinsel organıyla yapmadığını söylediğini ifade etmesi, katılan ...'in soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğa sorduğunda kendisine olayı anlattığını ancak tecavüz olayının kesinlikle olmadığını söylediğini beyan etmesi, doktor raporlarında mağdurun vajinal veya anal yoldan organ sokmak suretiyle istismara uğradığını gösterir bulguya rastlanılmaması hususları dikkate alındığında; suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik eylemlerinin organ sokmak suretiyle gerçekleştiği hususunun şüphede kalması, bu şüphenin de yasal olarak suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesinin gerekmesi nedenleriyle suça sürüklenen çocuğun eyleminin zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu,Kabul edilmelidir.Ulaşılan bu sonuç karşısında, inceleme günü itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.2007 yılı Ocak ayında ikamet ettikleri yerden taşındıkları anlaşılan mağdur ve ailesinin olayla ilgili olarak 10.06.2007 tarihinde şikâyetçi oldukları, eylemlerin komşu oldukları dönemde gerçekleştiği dikkate alındığında, suç tarihinin 2007 yılı Ocak ayı olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; suça sürüklenen çocuğa atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunun yaptırımı, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve aleyhe olan TCK'nın 103/1 ve 103/6. maddeleri uyarınca on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası olup TCK'nın 66/1-c ve 66/2. maddeleri uyarınca bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi TCK’nın 31/3. maddesi kapsamında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 13 yıl 4 ay, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise 20 yıl; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve lehe olan 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik TCK'nın 103/1. maddesi uyarınca sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olup TCK'nın 66/1-d ve 66/2. maddeleri uyarınca bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi TCK’nın 31/3. maddesi kapsamında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 10 yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise 15 yıl; 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren, cezanın alt sınırı bakımından aleyhe olup zamanaşımı süreleri bakımından değişiklik yaratmayan 6763 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile değişik TCK'nın 103/1. maddesi uyarınca (suç tarihi itibarıyla mağdurun on iki yaşından küçük olduğu dikkate alındığında) on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olup TCK'nın 66/1-d ve 66/2. maddeleri uyarınca bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi TCK’nın 31/3. maddesi kapsamında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 10 yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise 15 yıl olarak düzenlenmiştir.Daha ağır cezayı gerektiren başka suçları oluşturma ihtimali bulunmayan ve 2007 yılı Ocak ayı ve öncesinde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak, TCK'nın 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 15 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresinin, Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce 2022 yılı Ocak ayında dolduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün suça sürüklenen çocuğun eyleminin zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden ve ulaşılan bu sonuç karşısında gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmelidir.

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 4179-12989 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 289-154 sayılı hükmünün, suça sürüklenen çocuğun eyleminin zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden ve ulaşılan bu sonuç karşısında gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının TCK'nın 66/1-d, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 20.10.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.