Zimmet suçundan mahkumiyet, atılı diğer suçtan beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Katılanlar vekilinin 01/02/2012 tarihli dilekçe ile temyizden feragat ettiği anlaşılmakla incelemenin sanık müdafiin zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Birleşen 2011/425 E. ve 2011/252 K. sayılı dosyadaki 22/09/2011 tarih ve 2011/1302 sayılı iddianame okunmadan ve müsnet suçtan sanığın yasal hakları hatırlatılıp sorgusu yapılmadan duruşmaya devamla 5271 sayılı CMK'nın 176 ve 191. maddelerine aykırı olarak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 92. maddesine göre; Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşlerine Ait Yönetmeliğin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri adli yargı ilk derece ceza mahkemelerinde de uygulanacağı, Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliğinin 16/1. maddesindeki "Tutanak yazıcıları, mübaşirler bir muamelenin yapılması için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar" ve aynı Yönetmeliğin 17. maddesinde ise "Harç ve yargılama masraflarının tahsili işi kendisine verilmiş olan kalem şefi (yazı işleri müdürü) veya muavini vazife sebebiyle yerlerinden ayrıldıkları zaman iş sahiplerinin beklememesi için tedbir alırlar, bu tedbirleri reis veya hakimin tasvibine arzederler" biçimindeki düzenlemeler nazara alındığında; para tahsil etme görev ve yetkisi bulunmayan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosunda katip olan sanığın, nöbetçi olduğu günlerde mesai saatleri dışında infaz için adliyeye getirilen ve para cezasının Maliyeye yatırılacağını bilebilecek durumda olan hükümlülerden, kendisine duyulan güvene dayalı olarak ilk mesai gününde vezneye yatırılmak üzere ve tutanak karşılığında teslim aldığı para cezalarını, Maliye veznesine yatırmayarak mal edinmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin yasal tevdii bulunmadığından TCK’nın 155/2, 43/1. maddelerinde
düzenlenen zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle zincirleme şekilde zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Sanığın eylemini zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlediği, durumun ancak kurum dışı araştırma ve belgelerle ortaya çıkarıldığı kabul edilmesine rağmen eyleminin nitelikli zimmet vasfında olacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren TCK'nın 53. maddesiyle ilgili iptal kararının yeniden değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.