Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre hükmolunan ceza miktarı nedeniyle sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK’nın 318/1. maddesi uyarınca reddine karar verilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Avukat olan sanığın, müvekkilinin kendisine getirdiği ve daha sonra ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/333 E- 2013/174 K sayılı ilamı ile ...'nun eli ürünü ve sahte olduğuna karar verilen 10.000.000 TL. bedelli senedin borçlularından ...Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterini telefon ile arayıp, seçim öncesinde tahsil etmek üzere müvekkilinden aldığı 10.000.000 Türk Lirası tutarındaki senette kendisinin ve Büyükşehir Belediye Başkanı ...'nin imzalarının olduğunu, seçim öncesinde Belediye hakkında icra takibi yapıldığının kamuoyuna yansıması halinde, gerek mensubu oldukları hükümet ve gerekse kendileri açısından olumsuz sonuçlar doğabileceğini, bu nedenle icra takibine başvurmaksızın borcun ödenmesini istemesinin, müştekiyi ne şekilde "kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorladığı" yeterince açıklanıp tartışılmadan ve senedin suç tarihinde sanığın senedin sahteliğini bilmeksizin elinde bulundurduğu gözetilmeden, “esasen var olmayan ve/veya esasen gerçek bir borç/alacak ilişkisine dayalı olarak hazırlanıp tanzim edilmiş bir senet olmadığı, hayali olarak sanal ortamda düzenlenmiş bir senedi haricen tahsil etmeye çalışıp, uğraşıp böylece haksız çıkar sağlamaya zorladığı ve bu suretle avukatlık görevinin ifası sırasında şantaj yapmak suçunu işlediği” biçimindeki yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18/06/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Avukat olarak görev yapan sanığın, ... Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışan ...’nun alacaklı, 10.000.000 (10 Milyon) TL bedelli, ödeyecek kısmında “...Büyükşehir Belediyesi” ve “.../... Büyükşehir Belediye Bşk” ile kefil olarak da “.../... Büyükşehir Belediyesi Gn. Skr” yazılı ve imzalı olan, sahteliği daha sonra ispatlanan senedi, alacaklı vekili sıfatıyla kanuni yollardan tahsil etmek yerine, ... Genel Sekreteri olan katılan ...’ı 06.07.2007 tarihinde telefonla arayarak, katılanların konumlarını ve seçim döneminin yakınlığını öne sürüp, olayın medyada duyulması halinde katılanların zarar göreceğinden bahsedip, gerekirse sizi anlaştırabilirim, aksi taktirde senedi takibe koyarsam Hükümet sarsılır, Belediyeniz için de iyi olmaz zor durumda kalırsınız dediği,
Katılanın bunun üzerine, “kesinlikle bu şekilde bir senedin verilmediğini, imzaların taklit olduğunu, istediğiniz yola başvurabilirsiniz” demesine rağmen, birkaç gün sonra tekrar aradığı, kendisine karşı işlenmekte olan suça ilişkin bir daha delil elde etme imkanı olmadığını düşünen ve ani gelişen olayda, karşı tarafla yaptığı konuşmayı kayda alan, katılanın mahkemeye sunduğu CD içeriğine göre de “… kendisine menfaat sağlandığında bu senedi vereceğini, aksi halde seçim sürecinde olduğu için Büyükşehir Belediyesinde sıkıntılar olacağını, Hükümete de bu durumun yansıyacağını, seçim sonuçlarını da etkileyebileceğini, ...’ün Cumhurbaşkanlığı ve seçim sürecinde sıkıntılar olacağı, ... bile 360 yılla yargılanmaktadır, mağduriyet Büyükşehir Belediye Başkanının... Hanım diye yaptığı ödeme dekontu, ...’ın başkasına gönderdiği usulü olmayan ödemeler, söz konusu bu olayın dallanıp budaklanması halinde nereye gideceğinin belli olmaması, her halukarda resmi işleme konmadan ödenmesinin daha iyi olacağı bu senedin vekillik görevi gereği kendisine intikal ettiği” şeklinde sözler söylediği,
YCGK’nın 21.05.2013 tarih ve 2012/5-2013/248 numaralı kararında da açıklandığı üzere; kişinin, kendisine karşı işlenmekte olan bir suça ilişkin olarak, bir daha delil elde etme imkanının olmadığı ani olarak gelişen durumlarda, karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, aksi halde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacağından, sanığın kendisini telefonla araması üzerine katılanın, suça konu görüşmeyi kaydettiği ses kaydının da yasal delil niteliğine haiz olduğu,
Anlaşıldığından; sanığın, ilk aşamada kendisine getirilen senedin sahteliğini bilmediğini kabul etsek bile, katılan ...’ın, ... adlı kişiye böyle bir senet verilmeyip, senedin sahte olduğunu bildirmesine rağmen, bu senedi kanuni yollardan tahsil etme yerine, avukatlık hak ve yükümlülüklerini kötüye kullanarak, katılanlara bir takım hususlar öne sürerek, onları ısrarla zorlayıp, “kendisine menfaat sağlandığında bu senedi vereceğini” söyleyerek haksız çıkar sağlamaya çalışması nedeniyle, TCK' nın 107/1 maddesi uyarınca verilen mahkumiyet hükmünün onanması gerektiğinden, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.