Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalılara ait işyerinde 2009 yılı Haziran ayında konfeksiyon işçisi olarak çalışmaya başladığını, resmi kayıtlarda davalı ... ... işveren olarak gözükmekle birlikte fiilen işyerinin asıl sahibinin davalı ... olduğunu, davalı işveren ...’un davacıya hakaret ve tehditler de bulunması nedeniyle haklı nedenle işten ayrılmak zorunda kaldığını, ...’un davacıya hakaret ve tehditte bulunduğunun ... 15.Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1349 Esas 2013/569 Karar sayılı kararı ile de sabit olduğunu ileri sürerek, manevi tazminat ile kıdem tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Somut uyuşmazlıkta davacı, davalılara ait işyerinde 2009 yılı Haziran ayında konfeksiyon işçisi olarak çalışmaya başladığını, emekli olduğu için sosyal güvenlik destek priminin davalılarca ödenmediğini, resmi kayıtlarda davalı ... ... işveren olarak gözükmekte ise de fiilen işyerinin asıl sahibinin davalı ... olduğunu iddia etmiştir. Davalılardan ..., işyerini 2011 yılının 8. ayında devir aldıklarını, davacının 2012 yılında yanlarında çalışmaya başladığını savunmuştur. Ceza soruşturması aşamasında Savcılıkta alınan 01.11.2012 tarihli ifadesinde ise, ...’ın kendisinin işletmiş olduğu... Tekstil isimli işyerinde işçi olarak dönem dönem yaklaşık 1 yıl kadar çalıştığını, daha sonra işten ayrıldığını, kendi işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, işten ayrılırken kendilerine bildirmediğinden yevmiyesini kestiklerini beyan etmiştir. Davalı tanıklarından ..., davalıların kardeş olduklarını, ...’un ne kadar sorumluluğu varsa ...’unda o kadar sorumluluğunun olduğunu ifade etmiştir. Tüm dosya kapsamı ile davalı ...’un özellikle Savcılıkta verdiği ifadesi dikkate alındığında, davacının 2011/08 - 2012/08 tarihleri arasındaki dönemde her iki davalıya ait işyerinde çalıştığı ve davalı ...’un da davacının işvereni olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre de, Mahkemece davalı ... hakkında husumetten red kararı verilmesi hatalı olduğu gibi davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Diğer yandan dosya kapsamında mevcut olan ... Anadolu 15. Sulh Ceza Mahkemesi 2012/1349 Esas sayılı kararında, sanık ... hakkında sübut bulan hakaret ve basit tehdit suçları sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre de, davalı ... hakkında ceza davası açılmasına sebebiyet veren ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan davacıya karşı hakaret ve tehdit içeren söylemleri dikkate alınarak manevi tazminat isteğinin hüküm altına alınması gerekirken reddi hatalı olmuştur.

Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.