Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, Pendik Devlet Hastanesinin anlaşmalı taşeron firmalarında sözleşmesi yenilenerek 16.04.2001 tarihinden 08.06.2015 tarihine kadar en son net 1,044,02 TL ücretle çalıştığını, 05.06.2015 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurup emekliliğe hak kazandığına dair yazı aldığını, bu evrak ile Pendik Devlet Hastanesi ve ... Bilgi İşlem Hizmetleri A.Ş. ‘ye çıkışının yapılması ve tüm yasal haklarının kendisine ödenmesi için başvuruda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını, 08.06.2015 tarihinde noter ihtarnamesiyle emeklilik sebebiyle haklı nedenle sözleşmesini feshettiğini belirterek kıdem tazminatını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda işçinin 1475 sayılı yasanın 14/5 maddesine dayanarak işten ayrıldıktan belirli bir süre sonra başka bir işte çalışmasına engel yasal bir düzenleme bulunmadığı, davacının kanunun kendisine verdiği emeklilik hakkını kullandığı, usulüne uygun olarak emeklilik nedeniyle işten ayrılan davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Somut olayda, mahkemece 01/03/2016 tarihli karar celsesinde “1-) Davacının davasının kısmen kabulü ile; kıdem tazminatı olarak; 20.497,85 TL net alacağın akdin fesih tarihi olan tarihinden itibaren işleyecek olan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuş ise de; gerekçeli kararda, “ 1-) Davacının davasının kısmen kabulü ile, kıdem tazminatı olarak; 35.716,70 TL net alacağın akdin fesih tarihi olan tarihinden itibaren işleyecek olan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde karar verildiği yazılmış olup gerekçeli kararda belirtilen miktarın kısa kararda hükmedilen miktardan farklılık arz ettiği anlaşılmakla kısa karar ile gerekçeli karar arasında açıkça çelişki bulunduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre ise davalı ... harçtan muaf olduğu halde gerekçeli kararın yargılama giderlerine ilişkin 2 nolu bendinde davalı aleyhine harca hükmedilmesi de hatalıdır.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 16.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.