... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 4. Aile Mahkemesinden verilen 28.12.2011 gün ve 1235/1418 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili; tarafların 2007 yılında evlendiklerini, evlilik birliği devam ederken 2008 yılında davalı adına satın alınan 6042 ada 1 parselde kayıtlı bulunan 10 numaralı bağımsız bölümün, satın alınmasında vekil edeninin katkısının bulunduğunu, 235 gram has altını arkadaşı ...'den ve 8.000 TL parayı da vekil edeninin babası...'den borç alarak aldığını ve halen bu borçları ödemeye devam ettiğini, ayrıca tarafların ortak çocukları ile ilgili kişisel ilişkinin yerine getirilmesi konusunda davalının zorluk çıkarttığı ve çocukla icra yoluyla görüşmek zorunda kaldığı için, vekil edeninin yaptığı 1200 TL icra masrafının da davalı yüzünden yapıldığını, altın borcu karşılığı 14.000 TL, borç 8.000 TL ve icra takip borcu olan 1.200 TL olmak üzere toplam: 24,400 TL alacağın davalı taraftan alınarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın yersiz açıldığını, davaya konu mal varlığı üzerinde davacının herhangi bir alacağı ve katkısı bulunmadığını, düğünde takılan takılar ve kredi ödemeleri ile dava konusu evin vekil edeni tarafından satın alındığını, davacının borç aldığını söylediği miktarların gerçeği yansıtmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın katılma alacağı davası olduğu ve dava dilekçesinde belirtilen iddialara ilişkin usulüne uygun biçimde ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği ve tedbir kararına rağmen kişisel ilişkiye yönelik mahkeme kararının yerine getirilmemesi nedeniyle icra müdürlüğü dosyasında belirlenen harcamalarla ilgili tahsilat ve reddiyat makbuzlarının incelenmesi sonucunda davacının yaptığı harcamaların davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kişisel ilişkiye yönelik mahkeme ara kararının yerine getirilmesi için cebri icra yoluyla yapılan işlemler sırasındaki harcama karşılığı 1.127,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 14.000,00 TL altın (ziynet eşyası) ve 8.000,00 TL nakit para olarak toplam 22.000,00 TL'lik tazminat alacağına ilişkin davasının reddine karar verilmiştir
Hükmün; redde ilişkin bölümü davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan kanıtlar, tüm dosya kapsamından; taraflar, 09.11.2007 tarihinde evlenmişler, 19.06.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabul edilmesi üzerine hükmün kesinleştiği 25.06.2010 tarihinde boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK.nun 225/2). Eşler, evlendikleri tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı 19.06.2009 tarihine kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 s. K.nun m. 10, TMK.nun 202. m.). Dava konusu 6042 ada 1 parselde kayıtlı bulunan 10 numaralı bağımsız bölüm ... taşınmaz, 21.10.2008 tarihinde satış yoluyla davalı adına tescil edilmiştir.
HUMK.nun 76.maddesi (6100 ... HMK.nun 33.m.) hükmüne göre, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesinin belirlenmesi taktiri hakime aittir. Mahkeme hakimi tarafların yargılama oturumlarında ve dilekçelerinde kullandıkları sözcükler ve nitelendirme ile bağlı değildir.

Dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki davacı tarafın açıklamalarına göre, eldeki dava; TMK.nun 227. maddesinde yazılı bulunan değer artış payı alacağına ilişkindir.
Taşınmazın davalı adına satın alındığı tarih dikkate alındığında edinilmiş mal olduğu tartışmasızdır. Ancak, eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına, hiç, ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK.m.227). Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu değildir. Yani, katılma rejiminde; eşlere tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde karşılıklı alacak hakkı mevcuttur (TMK.236.m).
Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve TMK.nun 227. maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı aynı zamanda dava dilekçesiyle “her türlü yasal kanıt” demek suretiyle yemin deliline de dayandığına göre, bu delil gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesi yönündeki görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece yemin delili üzerinde durulmamıştır. HUMK. nun 337 ve devamı (HMK. m. 225 ve devamı) maddeleri gereğince, davacıya yemin teklif hakkını kullanıp kullanmayacağı hususunun sorulması, kabul ettiği taktirde davalıdan da yemini kabul edip etmeyeceklerinin sorulması, kabul etmeleri halinde yemin metninin hazırlanması ve yöntemine uygun bir biçimde gerçekten davacının altın ve nakit paraları borç olarak alarak, dava konusu taşınmazın edinilmesine ve satın alınmasına katkısının olup olmadığı yönünde yeminin yaptırılması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün redde ilişkin bölümünün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.