Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 158 ada 13 ve 10 parsel sayılı sırasıyla 899,23 m2 ve 6093,27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığından söz edilerek 158 ada 13 parsel sayılı taşınmaz hali arazi niteliği ile 158 ada 10 parsel sayılı taşınmaz ise karakol ve müştemilatı niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların davacılar ..., ..., ... ve ... adlarına müştereken tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Dava ve temyize konu 158 ada 13 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde davacılar ... ve arkadaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; yerel bilirkişi ve tanık sözleri ve dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir Bu husustan ayrı olarak tarafların dayandıkları belgelerin kendi lehlerine olduğu kadar aleyhlerine de delil teşkil edeceği gözetilmeksizin davacıların tutunduğu 25.02.1954 tarih 7 sayılı tapu kaydı yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişilerine açıkça yönleri okunup sorulmamış, yerel bilirkişi ve tanıkların tapu kaydına dair bilgileri keşif tutanağına derç edilmemiş, ayrıca davacıların dayanağı tapu kaydında yüzölçümünün bulunmadığı gözönüne alınarak kaydın tapuya tescil edilmesine dair bilgi ve belgelerin tümü eksiksiz olarak getirtilerek tesciline esas belgelerde kaydın yüzölçümünün bulunup bulunmadığı araştırılmamış, yine davacıların tutunduğu tapu kaydının iktisabının 5 nolu tapu kaydı gibi olduğu belirtilmesine rağmen kaydın iktisabına dair belgelerde dosyaya getirtilmediğinden somut olayda yeterli ve usulüne uygun bir araştırma yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 25.02.1954 tarih 7 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da aynı zamanda davacıların dayanağı tapu kaydının iktisap sebebini gösterir bilgi ve belgeler, yine dayanak kaydın yüzölçümünü belirlemeye yarar kaydın tesciline esas bilgi belge ve de varsa krokileri Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli,ayrıca yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarında geçen dava dışı taşınmaz ile dava konusu taşınmazların kiraya verilmesine dair bilgi ve belge olup olmadığı gerek taraflardan gerekse bulunduğu yerlerden sorulup saptanmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanak tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, yine tapu kaydının tesciline esas bilgi ve belgeler irdelenerek davanın tarafları ile olan bağlantısı belirlenmeli, öte yandan usulüne uygun ve yeterli zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tesbitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tespit tutanağı bilirkişileri dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazların meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, somut olayda davacılar veya miras bırakanları ile davalı arasında kira ilişkisinin bulunup bulunmadığı, bir başka anlatımla taşınmaz üzerindeki zilyetliğin fer'i mi yoksa asli zilyet sıfatıyla mı sürdürüldüğü duraksamasız belirlenmeli, bu hususa ilişkin varsa kira sözleşmeleri ya da başkaca bilgi ve belgeler getirtilerek incelenmeli, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacılar tarafı ile ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu 158 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerine 1994 yılında yapıldığı bildirilen karakol ve müştemilatının kimin tarafından meydana getirildiğinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesi uyarınca tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmemesi dahi isabetsiz, davalı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.