Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tazminat (Kurum Zararının Tazmini) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı vekili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 478 ada, 2 ve 3 parsel numaralı, arsa vasıflı taşınmazların 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan ve malvarlığı hazineye intikal eden .... San. Ticaret A.Ş. adına kayıtlı iken şirket tarafından 20/11/2015 tarihinde 52.236,19 TL ye davalı ...'e satıldığının tespit edildiğini, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgedeki 2017 yılı ortalama satış fiyatlarının araştırılması neticesinde bu taşınmazların toplam değerinin ortalama 259.745,50 TL ile 296.852,00 TL aralığında olduğunun tespit edildiğini, buna göre dava konusu taşınmazların rayiç bedelin satış fiyatının yaklaşık 5 katı civarında olduğunun ortaya çıktığını, bu nedenle yapılan satış işleminde bedel yönünden muvazaalı olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik kararları gereği de gerçek değeri ile tapudaki satım bedeli arasında beş kat fiyat farkının bulunması halinde yapılan işlemin muvazaalı olarak kabul edildiğini, bu nedenle davalının dava konusu taşınmazları değerinin oldukça altında alması nedeniyle Hazinenin zarara uğradığını bildirerek tüm bu nedenlerle taşınmazların satış bedeli ile rayiç değeri arasındaki fark olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesi ile; dava konusu 2 ve 3 parseller evveliyatında merhum dedesi ...'e ait iken miras paylaşımında 1,2,3 numaralı parseller olarak halası ...'e kaldığını, halası ...'in ise kendisine miras paylaşımından düşen bu 3 parseli babadan aldığı bir daire karşılığı olarak babasına verdiğini, daha sonra da babasının da bu taşınmazlardan 2 numaralı parseli 15.000,00 TL bedelle, 3 numaralı parseli ise yine 19/09/2012 tarihinde 20.700,00 TL bedelle ... Eğitim A.Ş ye sattığını, daha sonra ise bu şirketin taşınmazları satmak için fiyat araştırmaları yaptıktan sonra tekrar babasına dava konusu yerleri satın almayı teklif ettiğini, babasının da bunu uygun gördüğünü ve bu yerleri bu şirketten tekrar satın aldığını bu nedenle baba mülkü duygusallığı ile kendisi adına tapuda satış yoluyla devir işlemi yapıldığını, dededen kalma miras toprağına bu şekilde sahip olduğunu, tapuda gösterilen satım bedelinin emlak m2 birim fiyatlarının da üzerinde ve gerçek bir satım bedeli olduğunu, bedelde muvazaa yapılmasının söz konusu olmadığının bildirerek tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, Yargıtay'ın bir çok yerleşik içtihadında da belirtildiği gibi bir taşınmazın ederinin beş katı altında bir fiyatla satılmasının muvazaanın apaçık bir göstergesi olup somut olayda bedelde muvazaa yapıldığı ve tapudaki satım bedelinin taşınmazların gerçek değerini yansıtmadığı, tapudaki gösterilen bedel ile gerçek satım bedeli arasındaki fark oranında maliye hazinesinin zararı olduğu, bilirkişi raporuyla taşınmazların toplam değerinin 338.304,11 TL olduğunun belirlendiği, tapuda gösterilen satım bedelinin ise 53.000 TL olduğu hal böyle iken gerçek satım bedeli ile tapudaki satım bedeli arasındaki farkın 285.304,11 TL olduğu ancak davacı kurum vekilinin 276.067,92 TL üzerinden davasını ıslah ettiği dolayısıyla davacının talebi ile bağlı kalınarak, davacının davasının kabulü ile 276.067,92 TL maddi tazminatın satış tarihi olan 20/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ... Hazinesine verilmesine karar verilmiş, davalı vekilince istinafa başvurulması üzerine de bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 14.143,64 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 12/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.