Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Zimmet suçundan zarar gören Hazinenin vekili aracılığıyla vermiş olduğu 02/05/2016 havale tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettiğinin ve bu suretle davaya katılma iradesi gösterdiğinin anlaşılması karşısında, 3628 sayılı Kanunun 18 ile CMK'nın 237/2. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak davaya katılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Soruşturmanın başlangıç tarihi olarak kabul edilen Cumhuriyet savcısının evrakı havale tarihinde saat belirtilmemesi sebebiyle aynı güne ait ödemenin soruşturmadan önceye ait olduğu ve sanığın soruşturmadan önce zararın giderilmesi yönünde iradesini ortaya koymuş olması dikkate alındığında mahkemenin uygulamasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Aksu İlçe Belediyesinde tahsildar olarak görev yapan sanığın, 2009 ve 2010 yıllarında tahsil ettiği paraların bir kısmını zimmetine geçirdiği, bir kısmını hesaplara geç yatırdığı, bir kısım makbuzlarda ise düzeltme yaptığı iddia edilen somut olayda; dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarındaki zimmete geçirilen tutarın farklı olması karşısında, sanığın savunmaları da irdelenerek, sistemdeki arıza nedeniyle sonradan yapılan düzeltme işlemleri nedeniyle hata olup olmadığı belirlenecek ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek şekilde, Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete'nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması sırasında sadece 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kullanılmasından yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak biçimde 53/1. maddesinde belirtilen tüm hak ve yetkilerden yoksunluğa hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 14/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.