TCK'nın 267/1, 269/2,53,58. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, mağdur hakkındaki iftirasından Cumhuriyet Savcılığındaki 20.06.2007 tarihli beyanı ile döndüğü ancak kovuşturma sırasındaki 18.09.2007 tarihli beyanı ile mağdura isnad ettiği eylemlerin doğru olduğunu söyleyerek iftiradan dönme isteğinden vazgeçtiği anlaşıldığından TCK'nın 269/2. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağının düşünülmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK'nın 53/l-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve TCK'nın 53/l-a, b, d, e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölüm hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine "Sanığın mahkum olduğu hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a, b, d, ve e bentlerindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya, (c) bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ise mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ifadesinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.