Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bu davalının istinaf başvurusu reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davalı ...'nın Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalı ...'nın temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
Davalı ... vekilinin ise gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.10.2001 tarihinde davacının kullanmış olduğu 34... plakalı araca davalılardan ...'nın kullandığı 34... plakalı aracın kusurlu olarak çarptığını ve davacının sakat kalmasına neden olduğunu, davalı ...'un tam kusurlu bulunduğunu, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/508 Esas, 2010/477 Karar sayılı dosyası ile 65.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalıların kardeş olduklarını, kazadan sonra İstanbul ili,.... ilçesi, ... parsel, 264 m² lik arsada davalı ...'nın adına kayıtlı 9/528 hisse ile İstanbul ili, .... ilçesi, 165 ada, 8 parsel de 189,78m² lik arsada davalı ... adına kayıtlı 3/16 hissesini diğer davalı olan kardeşi ...'a muvazaalı bir şekilde devrettiğini, bu iki taşınmazın ifraz edilerek 165 ada, 12 parsele dönüştürüldüğünü, taşınmazda daha sonradan kat mülkiyeti tesis edildiğini, her iki satışın da muvazaalı olduğunu, davalı ...'un tazminatları ödememek için taşınmazlardaki hisselerini davalı ...'ya devrettiğini, devirlerin iyi niyetli olmadığını, taşınmaz ifrazlarından sonra oluşan 12 parsel sayılı taşınmazdaki 4-5 ve 12 nolu bağımsız bölüm taşınmazların davalı ... adına tescil edildiğini, davacının davalı ...'dan olan alacağını ...'dan alabilmesi için ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile diğer davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı ... ve davalı ...'ya ait hissenin murislerinden intikal ettiğini, davalı ...'un miras hakkını satmak istemesi üzerine taşınmazın 3.kişilere satılmaması için ...'un hissesini 23.10.2002 tarihinde satın aldığını, 2008 yılında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile kat irtifakı kurulduğunu, hisse satışının tarihinin 2002, dava tarihinin 2006, karar tarihinin ise 2010 olduğunu, satışların muvazaalı olmadığını, davalı ... ile görüşmediğini, ...'un yurtdışına yerleştiğini, ailesi ile görüşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların kardeş oldukları, davalı ...'un ödemesine karar verilen maddi ve manevi tazminatları ödememek için 2 ayrı taşınmazdaki hisselerini muvazaalı bir şekilde kardeşi olan diğer davalı ...'ya devrettiği, taşınmazda kat irtifakı kurulduğu, dava edilen 4 nolu bağımsız bölümün 3.kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, 5 nolu bağımsız bölümün de trampa sonucu 3. kişi adına kayıtlı olduğu, 12 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, davalı ... adına kayıtlı 12 nolu bağımsız bölüm taşınmazın davalı ...'dan muvazaalı bir şekilde satın aldığı hisse kapsamı içinde kaldığı, davacı ...'ın talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 12 nolu bağımsız bölüm taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile diğer davalı ... adına tesciline, 4 ve 5 nolu bağımsız bölüm taşınmazlar ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların kardeş olması ve taşınmazların rayiç piyasa değeri ile tapuda belirtilen bedeller arasında fahiş fark bulunması, yapılan ödemeye ilişkin davacı tarafı bağlayacak nitelikte hesap hareketi vs. herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması ve davalı tarafın taşınmaz mal satın alabilecek maddi gücünün bulunduğuna ilişkin herhangi bir ispatın ortaya konulamaması ve diğer davalının da satmak ihtiyacı olduğuna ilişkin savunmanın kanıtlanamamış olmasına ilişkin olguların davalı borçlunun tazminat sorumluluğunu yerine getirmemek amacıyla adına kayıtlı bulunan malvarlığını muvazaalı bir şekilde diğer davalıya devrettiğini göstermekte olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 maddesi hükmü uyarınca davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın kanıtlanamadığını, muvazaa iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafından yazılı bir belge sunulamadığını, tasarrufun iptali davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, davacının işbu davayı açabilmesi için borçludan bir alacağının olması gerektiğini, taşınmazın satışının yapıldığı tarihte davacının alacaklı olmadığını, tanık beyanlarıyla davacı iddialarının çürütüldüğünü, davacı tanığının, devrin ne şekilde yapıldığını bilmediğini ifade ettiğini, görgüye dayalı başkaca bir bilgisinin de bulunmadığını, davalı tanıkları tarafından ise savunmanın kanıtlandığını, 12.000,00 TL satış bedeli karşılığında diğer davalının kamyon aldığını, satışın muvazaalı olmadığını, kaldı ki davacı tanığının da tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, taşınmazın rayiç piyasa değeri ile tanık ifadelerinde bahsi geçen ödeme tutarının birbiriyle örtüştüğünü, davalının satış tarihi itibarıyla kazaya dair bir bilgisinin bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

A. Davalı ...'nın Temyizi Yönünden
Davalı ...'nın temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.