Tebliğname No: 4 - 2011/47424

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık M.. Y.. müdafiinin 04/10/2010 günü yüzüne karşı verilen hükmü 24/11/2010 havale tarihli dilekçesiyle CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla temyiz isteminin aynı Kanunun 317. maddesi; sonuç ceza miktarı itibariyle koşulları bulunmayan sanık İ.. Ş.. müdafiinin vaki duruşma isteminin ise 318. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık İ.. Ş.. müdafiinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü karşısında sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
TCK'nın 50/1-d maddesine göre özgürlüğü bağlayıcı cezanın infazda tereddüt oluşturacak şekilde suçun niteliği ile uyuşmayan ve ıslah edici özelliği bulunmayan tedbire çevrilmesi,
Sanık hakkında CMK'nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 17/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.