Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,kiralayan tarafından kiracı ve kefil aleyhine açılan ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili,dava dilekçesinde, davalı şirketin 1.2.2007 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı,diğer davalının müteselsil kefil olduğunu,davalının 2009 Ekim-Kasım-Aralık ve 2010 Ocak ayı kira paralarını ödememesi üzerine tahsili için icra takibi başlatıldığını,davalıların taşınmazı 30.11.2009 da tahliye ettiklerini belirterek takibe itiraz ettiklerini, itirazın doğru olmadığını,sözleşmenin 9.maddesi gereğince alınan 26.000 TL depozitonun kiraya mahsup edilemeyeceğini, tahliyeden sonraki kiraya verme süresi kadar kira parasından da davalıların sorumlu olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 40' ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili,cevap dilekçesinde, davalı kiracının ekonomik nedenlerle tahliye istediğini davacıya bildirildiğini,davacının tahliye için davalıya 2 aylık süre verdiğini zira 2 aylık kira parası kadar depozito verildiğinden depozitonun 2 aylık kiraya sayılması ve bu sırada da davalının taşınmazı tahliye etmesi hususunda anlaşıldığını,2 aylık süre içinde davacının kiralanana kiralık ilanları astığını ve davalının taşınmazı 1.12.2009 da tahliye ettiğini,tahliyeden 10-15 gün sonra davacıların alt kat kiracısının bu yere taşındığını,taşınmazın boş kalmadığını,tahliyeye ilişkin tanıkları olduğunu,davacının davalıdan alacağı olmadığını belirterek davanın reddine ve %40 icra tazminatına karar verilmesini savunmuş,Mahkemece,davalının tahliye ve anahtar teslimini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, depozito bedelinin mahsubundan sonra kalan 35.504,01 TL üzerinden itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden takibin devamına ve davacı lehine %40 icra tazminatına karar verilmiştir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 200 ve 201.maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Davalı tarafça anahtar teslimine ilişkin yazılı belge sunulamamış ancak,davalı tarafça tahliyenin davacı tarafın bilgisi ve onayı ile gerçekleştiği ileri sürülmüştür. Bu durumda anahtar tesliminin kanıtlanması hususunda davalı tarafın yemin teklif etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davalı vekili delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmamış ise de,delil listesinde “her türlü delil” ibaresi yazılmış olup,davalı tarafın yemin deliline dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece,tahliye tarihini ve anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamayan ve ispat yükü kendisine düşen davalı tarafa, davacıya anahtar teslim tarihi hususunda yemin teklif etme haklarının hatırlatılması ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 17/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.