SUÇLAR: Tehdit, kasten yaralama

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık hakkında müştekiye yönelik kasten yaralama suçundan dava açıldığı halde hüküm kurulmamış ise de; zamanaşımı içerisinde mahallinde hüküm kurulabileceği kabul edilmekle dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Sanık hakkında TCK'nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan dava açılması, olayın tek tanığı olan ...'nın soruşturma aşamasındaki beyanında müştekinin dükkanında çalıştığını, içeride olduğu sırada dışarıdan bir erkeğin müştekiye ''seni de köpeğini de yaşatmam, bu dükkanı başına yıkarım'' dediğini duyduğunu beyan etmesi karşısında; CMK'nın 210. maddesi uyarınca bu tanık dinlendikten sonra, tüm deliller tartışılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Kabule göre de;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın mağdura söylediği kabul edilen “ seni mahvederim ” şeklindeki sözün objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması nedeniyle tehdit suçunun oluşacağı gözetilmeden, '' olayın oluş şekli ve katılanın şikayetten vazgeçmesi nedeniyle tehdit suçunu nesnel anlamda korkutuculuk ögesinin oluşmadığı, olayın bir ağız kavgasından olduğu " şeklindeki kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,

3- Bozmaya uyulması ve deliller takdir edilerek sanığın üzerine atılı TCK'nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen suçu işlediğinin kabul edilmesi halinde ise,
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.