Dava, kesinleşen mahkeme kararı ile kesilen yaşlılık aylıklarının tekrar bağlanması nedeniyle hak edilen 1.000.00 TL faiz alacağının davalı Kurumdan tahsili talebine ilişkin iken davacı ıslah talebinde bulunarak 1.505.65 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2012 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.690,00 TL olarak değiştirmiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının tespitinde alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi gözetildiğinde, HUMK'nun 427. maddesi hükmü gereğidir.
Somut olayda, yerel mahkemece, hüküm altına alınan 1505.65 TL alacak tutarı, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna baş vurulması hükmolunan miktar itibariyle mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kesinliği nedeniyle reddi gerekir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 25.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.