Devletin hakimiyeti altındaki topraklardan bir bölümünü devletin idaresinden ayırmaya yönelik silahlı eylemde bulunmak suçundan...Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 05/12/1995 tarihli ve 1994/21 esas, 1995/667 sayılı kararı ile müebbet hapis cezasına hükümlü ...'in is bu cezasının infazı sırasında, yaşının düzeltilmesi sonucu çocuk statüsüne kavuşması ve 25/07/2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Terörle Mücadele Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesine son fıkra olarak eklenen "Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz." cümlesi uyarınca infazın ne şekilde yapılacağı hususunda oluşan tereddüt sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan talep üzerine, hükmün verildiği tarihte 18 yaşını doldurmuş olan hükümlü hakkındaki infazın ilk verilen karar gereğince yerine getirilmesine dair Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. madde ile görevli) 18/10/2010 tarihli ve 2010/705 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. madde ile görevli) 16/12/2010 tarihli ve 2010/912 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, suçu işlediği tarih itibarıyla 18 yaşını doldurmuş olan ve müebbet hapis cezası ile cezalandırılan hükümlünün, bu cezasının 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17/1. maddesi yollamasıyla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesi uyarınca infazı sırasında, Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/02/2004 tarihli ve 2003/157 esas, 2004/69 sayılı kararı ile 01/01/1975 olan doğum tarihinin 21/06/1977 olarak düzeltilmesi sonucunda, suçun işlendiği 1993 ve öncesine göre hesaplama yapıldığında, 18 yaşından küçük duruma geldiği, 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe
giren 6008 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesine eklenen son fıkra uyarınca da, bu fıkra hükümlerinin çocuklar hakkında uygulanamayacağının
düzenleme altına alındığı, her ne kadar hüküm mahkemesince, kararın verildiği tarihte böyle bir durumun olmadığı belirtilerek, sonradan ortaya çıkan yaş küçüklüğünün infaz aşamasında nazara alınamayacağına hükmedilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7/2. maddesine göre, "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenleme ile aynı maddenin 3. fıkrasındaki, "hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." biçimindeki düzenleme dikkate alındığında, 6008 sayılı Kanun'la eklenen 5275 sayılı Kanun'un 107/4. maddesinin son fıkrasının sanık lehine olduğu, mahkeme kararıyla yaşının küçük olduğu tespit edilen hükümlü hakkında lehine olan infaz hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 22/04/2011 gün ve 4731/21401 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2011 gün ve 188564 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.12.2010 tarih ve 2010/912 müteferrik sayılı kararı usul ve kanuna uygun olup, kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/10/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.