Dava, davacının yaşlılık aylığının 30.08.2005 tarihinden itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanırken fazladan alınan primlerin ve geç ödenen primlerin fer’ilerinin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.05.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının isteğe bağlı sigortalılık süresi ve prim borçlarının ödenmesine dair Kurum ile aralarında çıkan uyuşmazlıkların iki ayrı kesinleşmiş yargı kararı ile giderildiği, 17.04.2009 tarihinde askerlik borçlanma bedelini ödediği, 04.06.2010 tarihli tahsis talebi üzerine 01.07.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Zamanında ödenmeyen/ödenemeyen primlerin, ödeme tarihi itibariyle fer’ileriyle tahsil edilmesinin yerinde olduğu, yine davacının 720 günlük askerlik borçlanması hariç 3109 günlük sigortalılık süresi olduğu gözetildiğinde, mahkemenin davacının iade taleplerinin reddine dair kabulü yerindedir.
Davacı ile Kurum arasındaki niza konusu olan ve 30.06.2003 tarihinden sonraki süre hakkındaki isteğe bağlı sigortalılık primlerinin de kabul edilmesi gerektiğine dair mahkeme kararının, 21.Hukuk Dairesinin 12.04.2010 gün ve 3495-4178 sayılı onama ilamı ile kesinleştiği de dikkate alındığında;
Mahkemece, davacıya askerlik borçlanma bedelini ödediği 17.04.2009 tarihi gözetilerek, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verdiği 01.05.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı koşullarının (tahsis talep, yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı) gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmemiştir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda, yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.