Dava dilekçesinde 3.226,00 TL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davacıya ait taşınmazda kiracı olan davalının 5.3.2008-5.3.2009 dönemi aylık 250,00 TL den toplam 3.000,00 TL kira parasını ödememesi nedeniyle tahsili için başlatılan takibe vaki haksız itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıyı hiç tanımadığını, sözlü kira sözleşmesini ... ile yaptığını ve kiraları da bu şahsa elden ödediğini, davacıya geçtiğini öğrenince davacı avukatının tahliye edilmesini istemesi üzerine 800,00 TL’de ona ödeme yaparak taşınmazı şubat 2009 tarihinde tahliye ettiğini beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının kira ilişkisini ve kira miktarını kabul ettiği, ancak ödeme savunmasını yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 6. maddesi uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Buna göre ispat yükü önce davacıya aittir. Taraflar arasında düzenlemiş yazılı kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı davaya konu taşınmazı davalıya kiraladığını alacağın miktarı itibarıyla ancak yasal delillerle ispat edebilir. Alacağın varlığı ispat edilmeden, davacı vekilinin talebi üzerine ödenmediği konusunda davacıya yemin ettirilmesi yasanın düzenlediği şekilde hakkı yeminle ispat hükümlerine uygun olmamıştır.
Davalı ise davacı ile kira sözleşmesi yapmadığını savunmuş, bu konuda dinlenen tanıklar da bu savunmayı doğrulamış, taşınmazı dava dışı ... Polat adına fırıncı ...’ndan kiraladığını, bu kişinin tüm kiracılardan kiraları da elden alıp, mülk sahibine ödediğini beyan etmişlerdir. Kaldı ki davacı iddiasını ispat etmeden davalının savunmasını ispat yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Mahkemece ispat ile ilgili yasal düzenlemeler dikkate alınmadan, kira ilişkisinin varlığı konusunda delil göstermeyen davacının davalıya yemin teklifi hakkı bulunmakta ise de, bu hakkını da kullanmadığı gözetilmeden, yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.