Hükümlülük ve müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
1-Sanıklara hükmolunan adli para cezası taksitlendirilirken taksit sayısının 4'ten az olamayacağı gözetilmeden 2 taksitte tahsiline karar verilmek suretiyle TCK'nun 52/4. maddesine muhalefet edilmesi,
2-Hükümden önce, 01/03/2008 gün ve 26803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün Yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasa'nın 5.maddesi ile yapılan değişiklikle, 5237 sayılı TCK'nun 50/6. madde ve fıkrasında yer alan "yaptırımın" ibaresinin "tedbirin" olarak değiştirilip, 5275 sayılı Yasa'nın 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Yasa'nın 106/3. maddesi uyarınca hapse çevrileceğinin sanıklara ihtarına karar verilmesi,
3-01.03.2008 tarih ve 26803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 26.02.2008 tarih ve 5739 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle, 5275 sayılı Yasa'nın 106/10. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre kısa süreli hapis cezasından çevrilen adlî para cezalarının infazında, aynı maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri saklıdır." şeklindeki hükmün yürürlükten kaldırılmış ve yine aynı Yasa'nın 4. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 50/6. maddesinde yer alan "yaptırımın" ibaresinin "tedbirin" şeklinde değiştirilmiş olması karşısında, hapisten çevrilen adli para cezası ile doğrudan hükmolunan adli para cezasının infaz rejimleri arasında bir fark kalmadığı gözetilerek hüküm tesisi yerine, hapisten çevrilen adli para cezasına ilişkin olarak yaptırımın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde 5237 sayılı TCK'nun 50/6. maddesi uyarınca işlem yapılacağı yönünde hüküm oluşturulması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı
Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesi uyarınca;
1-Her iki sanık hakkındaki hükmün 7 numaralı fıkrasında yer alan "2 eşit taksitte" ibaresinin çıkartılması, bunun yerine "4 eşit taksitte" ibaresinin yazılması,
2-Her iki sanık hakkındaki hükmün 9 numaralı fıkrasında yer alan "ve 5275 sayılı Yasa’nın 106/3.maddesi" şeklindeki ibarenin çıkartılması,
3-Her iki sanık hakkındaki hükmün 10 numaralı fıkrasının çıkartılması, diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Sanık hakkında daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar bulunmaktadır. Mahkemece, bu karara dayanılarak, sanığın bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat edinilmediğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanık yönünden kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanağı olan mahkumiyet kararı açıklanmadığından, askıda olup, henüz hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir hüküm niteliğini kazanmamıştır.
Mahkemece, açıklanmadığı için kesinleşmeyen ve askıda olduğu için sanık yönünden sonuç doğurması mümkün bulunmayan bir kararın Anayasanın 38.maddesinin 4.fıkrasında ifadesini bulan masumiyet ilkesini ihlal eder biçimde kesin bir hüküm gibi yorumlanarak suçun niteliği itibariyle, kanaat verici basit bir incelemeyle belirlenebilecek bir zararda bulunmamasına karşın, koşulları farklı olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kurumun uygulanmaması usul ve yasaya aykırı olduğundan, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün CMUK'nun 326. maddesinin son fıkrası gözetilerek aleyhe tesir etmemek üzere bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.
...
Muhalif Üye