Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
... ... isimli şirkette laboratuvar sorumlusu olarak göreve başlayıp daha sonra üretim ve satın alma sorumlusu olarak görevlendirilen sanığın, anılan şirketin endüstriyel yağ ve gres üretiminde kullandığı özel formülleri işten ayrıldıktan sonra görev yaptığı ... ... isimli şirkette izinsiz kullanarak menfaat temin ettiğinin kabulüyle hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; sanığın tüm aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, bu tür yağ ve greslerin üretiminde kullanılan metod ve şekillerin aynı olduğunu, firmaya özel üretim olması durumunda patent alınması gerektiğini, bu durumda da TSE tarafından üretim şekli görülerek bağımsız laboratuvarlarda ürünlerin deneye gönderilip belgelendirme kapsamına girdiğini belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın sıfat ve görevi gereği ... ... isimli şirkette ticari sır kapsamındaki ne tür bilgilere sahip olduğunun tespit edilmesi, ilgili kurumlara müzekkere yazılarak endüstriyel yağ ve gres üretiminde kullanılan formüllere ilişkin tescil konusundaki işleyişin ne olduğu ve her iki şirket yönünden tescil edilmiş bir formülün bulunup bulunmadığının sorulması, suç tarihi de nazara alınarak üretilen yağ ve greslere ilişkin formüllerin anılan şirketlerden temin edilip mümkün olması halinde numuneler üzerinde inceleme yaptırılarak ilgili kurumdan rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumu ile suç vasfının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
CMK'nın 231/6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi de gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabul karşısında, sanığın eylemi nedeniyle somut ve belirlenebilir bir zarar olup olmadığı tespit edilip, zarar oluştuğu tespit edildiği takdirde sanığa bu zararı karşılamak isteyip istemediği sorulduktan sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden "mağdura ait zararın giderilme koşulu oluşmadığından” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 09/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.