Taraflar arasındaki haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın reddine dair verilen 12/06/2019 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 10/03/2022 günlü Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı; davalının kendisi hakkında Mersin CBS'nin 2015/44259 soruşturma sayılı dosyasında şikayette bulunduğunu, davalının şikayetinde 06/06/2012 tarihinden 2014 yılı başına kadar dinlemeden elde edilen tape ve görüntülerin FETÖ örgütü tarafından şahsına karşı kullanıldığını ileri sürdüğünü, ancak davalının ileri sürdüğü tape ve gizli görüntülerin ne olduğunun davalı tarafından açıklanmadığını, şikayet dilekçesinde ... isimli gazeteciye bilgi ve belge sızdırdığının iddia edildiği, davalının savcılığa verdiği 13/06/2016 tarihli dilekçesinde "29/03/2016 tarihli fezlekede Mersin'de FETÖ üyelerinin avukatlıklarını da yapan avukat ... tarafından FETÖ örgütünden yasa dışı olarak temin edilen kayıtların İstanbul'da paralel yapı ile bağlantısı sabit olan ..., Av.... ve Av. ....'e servis edildiği tespit edilmiştir. Bu fezleke de Av. ...'ın örgütle bağlantısını açıkça göstermektedir." dediğini, oysa fezlekeyi düzenleyen polis memurunun kanaatinin gerçeği yansıtmadığını, davalının kasıtlı ve kötü niyetli şikayeti nedeniyle soruşturma etkisinde kalarak manevi olarak zarar gördüğünü ileri sürerek 100.000 TL manevi tazminatın davalının şikayet tarihi olan 25/10/2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalının şikayetlerinin devam eden yargılamalar sonucunda ortaya çıkan kimi sonuçlardan hareketle oluşturulduğu, suç olmayan yahut davacıya bilerek iftira niteliğinde herhangi bir eylemden söz edilemeyeceği, nitekim 29/03/2016 tarihli fezlekede de davacı hakkında şüphe bulunduğu yönünde görüş belirtildiğine göre davalının şikayetinin haklı ve makul nedenleri bulunduğu ve şikayetinin Anayasal şikayet hakkı kapsamında olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacının yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.