SUÇLAR: Tehdit, yaralama, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, mağdur ...’un, birleşen dosyanın 10.04.2012 tarihli oturumunda şikayetten vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, takibi şikayete tabi hakaret suçu yönünden sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne karşı mahallinde olağanüstü kanun yoluna gidelebileceği düşünülerek dosya görüşüldü:
A) Sanık ... hakkında mağdur ... ’a yönelik yaralama ve hakaret suçlarına ilişkin kararlarda öngörülen cezaların nitelik ve niceliklerine göre, verildiği tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B) Sanıklar Hüseyin ve ... hakkında mağdur ...’e yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında mağdur ...’e yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanık ... hakkında mağdur ...’e yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü açısından; sanığın suçlamaları kabul etmemesi ve bıçağın ele geçmemesi karşısında, sanığın çay ocağında bıçağı masaya vurduğunu söyleyen mağdurun babası tanık Mustafa’nın beyanları dışındaki kanıtların neler olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklanmadan yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2) Sanıklar .... ve .... hakkında mağdur ...’e yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri açısından;
aa) Dosya kapsamından, mağdurla yalnızca sanık ...’in husumetli olduğunun, sanık ...’in ise husumeti bulunmadığının anlaşılması, sanık ...’in mağduru diğer sanıkla barıştırmak istediğini söylemesi, tanık Muammer’in de anlatımlarında, elinde sopayla tehdit sözleri söyleyenin ... olduğunu Hüseyin’de sopa olmadığını ve hiç bir şey söylemediğini beyan etmesi karşısında; sanık ...’in, olay sırasında yanında bulunduğu sanık ...’in tehdit eylemlerine iştirak iradesinin ne şekilde oluştuğu bütün kanıtlarıyla tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklanmadan sanıkların birden fazla kişiyle tehdit suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
bb) Sanık ...’in sanık ...’in tehdit eylemine iştirak etmediğinin ve sanık ...’in eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanık ...'e isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanık ...'e hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.