Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davacının dava dilekçesinde yaklaşık ve tahmini ibarelerini kullanmadan 8.000,00 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptalini ve adına tescilini istemiş olmasına rağmen, Mahkemece talep aşılmak suretiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı, taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri hususunda imkan tanınmadığı belirtilerek, Mahkemece taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri için imkan ve süre tanınması, yerel bilirkişilerin mahkeme tarafından belirlenmesi, bu kişilerin keşif mahallinde dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, dava dışı 118 ada 3 parsel sayılı taşınmazın senetsizden davacı adına tespit ve tescil edilmesi nedeniyle taraflar arasındaki ortak sınırın tanık ve mahalli bilirkişilere soru yöneltilerek saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 13.11.2015 havale tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak, tapu kaydının iptali ile adına tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları esas alınmak suretiyle, hükme esas alınan 13.11.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.000,00 metrekarelik temyize konu bölümün davacının ailesine ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, temyiz konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ilk zilyedinin kim olduğu, kimden kime, hangi yolla ve ne zaman intikal ettiği, taşınmaz üzerinde kimin hangi sıfatla ve hangi faaliyetlerle zilyetliğini sürdürdüğü, buna göre bu bölüm üzerinde kadastro tespitinin yapıldığı 16.10.2008 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının hangi taraf lehine gerçekleşmiş olduğu hususlarının araştırılması gerekirken, mahalli bilirkişi ve tanıkların "taşınmazı davacının ailesine ait olarak bildikleri" yönündeki soyut nitelikteki beyanları esas alınarak karar verilmiş olması nedeniyle, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile gerektiğinde HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen "hakimin davayı aydınlatma ödevi" kapsamında kadastro tespiti sırasında dinlenilen tutanak bilirkişilerinin de beyanlarının alınması gerekip gerekmediğine karar verilerek, gerekli görüldüğü takdirde tutanak bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, zilyetlikle mülk edinme koşullarının hangi taraf lehine gerçekleştiği hususlarında, taşınmazın tapulama tutanağında yazılı hususlar ve önceki keşifte alınan beyanlar da okunmak suretiyle, maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında çelişki bulunması halinde bu çelişki tereddüde mahal vermeyecek şekilde giderilmeli, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verir şekilde krokili rapor aldırılmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.