Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu edilen bonolarda borçlu Z. A.'ın keşideci, alacaklı T..... Gı........ İn......... Tu...Su Ü.. ve H... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi l... Mahkemece takip dayanağı bonolardaki imzaların adı geçen keşideci borçluya ait olmadığı gerekçesi ile imza itirazının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan İzmir 20. Noterliğinin 10.06.2010 tarih ve 11340 yevmiye numaralı vekaletname kapsamına göre S.A.ve Y.A., borçluyu ticari işlerinde ve bankalarda temsil etmektedir. Vekaletnamede öngörülen kapsamlı yetkiler nedeniyle S.A.ve Y. A. borçlunun ticari temsilci olduğu kabul edilmelidir. Borçlar Kanunu'nun 547. maddesine göre ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. Aynı kanunun 548/1. maddesinde de ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına göre her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılacağı belirtilmiştir. Ticari senetlerin ticari işletme ile olan ilgisi iyiniyetli 3. kişilerce kolaylıkla anlaşılamayacağından, ticari temsilcinin imzaladığı senetlerin iyiniyetli 3. kişiler bakımından işletmeyi bağlayacağı öngörülmüştür(HGK. 30.1.1980 tarih ve 1979/1692 Esas, 1980/170 Karar). Bonoların "vekaleten" imzalandığı yazılmasa dahi yukarıda açıklanan kurallara göre vekalet veren bu bonolardan dolayı sorumludur.
Bu durumda takip dayanağı olan bonoların ticari temsilci S. A.tarafından vekil olarak imzalandığı alacaklı tarafından ileri sürüldüğüne göre, dayanak bonolar üzerindeki imzaların adı geçen ticari temsilciye ait olup olmadığı hususunda yöntemince bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.