Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Vergi Dairesinin mükellefi .... ve İnşaat Malz. Tic. ve San. Ltd. Şti.ne ait vadesi geçmiş vergi borcunun asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi ve tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, anılan şirketin kanuni temsilcisi olan ve borcun tamamından sorumluluğu bulunan davalı ... adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiğini; tebliğ edilen ödeme emirleri muhteviyatında yer alan borçların ödenmediğini, yapılan mal varlığı araştırmaları sonucunda daha önce ... adına kayıtlı olan ... İli, ... İlçesi, ...Mah., 37093 Ada, 10 Parselde kayıtlı 3/80 hisseli taşınmazın, ... tarafından 24.02.2016 tarihinde kardeşi ...'e devredildiğini, yapılan devrin muvazaalı olduğunu iddia ederek, devir işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından geçici aciz vesikası, aciz varakası ve kesin aciz vesikası sunulmadığını, satış işleminin muvazaaya dayanmaması ve gerçek bir satış işlemi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusunu teşkil eden 01.01.2013 - 31.12.2015 dönemleri arasına ait ... ve İnşaat Malz. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin 108.072,71 TL vergi aslı ve 18.435,38 TL gecikme zammı olmak üzere 126.508,09 TL toplam borcunun 7256 sayılı yasa kapsamında yapılandırmaya dahil edildiği ve vadesi geçmiş tüm borçlarını 7256 sayılı yasadan yararlanarak yapılandırdığı ve 12.07.2021 tarihi itibariyle vadesi geçmiş borcunun bulunmadığı, davacı tarafça her ne kadar muvazaa iddiasına dayalı olarak davalılar arasında davacı kurumdan mal kaçırmak kastı ile taşınmazların devredildiği iddia edilmiş ise de; toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile de sabit olan davalıların davacı kuruma ödenmeyen borcu olmadığı, bu sebeple yapılan devrin bu davanın konusu olamayacağı, davacının iddiasını bu yönde kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı ... Banyo ve İnş. Malz. Tic. ve San. Ltd. Şti'nin vergi borcunun, dava açıldıktan sonra, 7256 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma yapılmak suretiyle 6 taksitle ödenmiş olduğu, mükellef şirketin ortağı ve temsilcisi olan davalı ...'in, tasarrufa konu taşınmazdaki hissesini, diğer davalı kardeşine devretmiş olması ve yapılan tasarrufun da, 6183 sayılı AATUHK’nun 28/I-1. maddesi kapsamında iptale tabi olacağı nazara alındığında, davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdikleri ve davada davalıların haksızlık durumları sabit olduğundan yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları gerektiği gözden kaçırılmak suretiyle, davanın reddi ile, davacı kurumun yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru görülmediğinden davacı kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.01.2022 tarih ve 2020/139 Esas, 2022/35 Karar sayılı kararının, HMK'nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, esasa ilişkin yeni hüküm tesisine, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davalılar tarafından mal kaçırma kastı ile hareket edilmediğini, taşınmazın üçüncü şahsılara satıldığını, ancak payların bir yerde toplanması adına ... ile birlikte diğer hissedarların payının ... üzerinde toplandığını; mahkeme kararı ile payların ayrıldığını, sonrasında devir işleminin gerçekleştirildiğini, ... tarafından yapılandırma yapılarak borcun ödendiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.