Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin alacaklısı ... Katılım Bankası A.Ş olan İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin 2015/9375 sayılı dosyasındaki alacağı, 09.03.2019 tarihinde devraldığını, bu takipte borçlu olan ...'la ilgili olarak borcu karşılayacak haciz yapılamadığını, davalı ...'nın borcun doğumundan sonra sahip olduğu ...., ... ilçesi, ...Mah. 6892 parselde kayıtlı dubleks nitelikteki taşınmazını mal kaçırma amacıyla 11.05.2015 tarihinde ...'a devrettiğini, taşınmazın ... tarafından da 06.06.2018 tarihinde 3. şahsa satıldığını, davalı ...'in borçlu ...'nın kayın babası olduğunu, devirden sonra ... 'ın boşandığını, taraflar arasındaki satışın muvazalı olduğu gibi İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale tabi olduğunu ileri sürerek takip konusu alacak yönünden tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davada takibe konu edilen alacağın temlikinin geçerli olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinin taşınmazı iyiniyetli olarak iktisab ettiğini, bu yeri almadan önce ...'da sahip olduğu dairesini sattığını, devrin takibin kesinleşmesinden önceki tarihte yapıldığını, aradan 3 yıl geçtikten sonra müvekkilinin taşınmazını 3. kişiye sattığını, devir tarihi itibariyle de borçlu ... ile müvekkilinin kızının ayrı yaşadığını, satışta muvazaa olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece davacı tarafından borcu karşılayacak yeterlikte haciz yapılamadığına ilişkin tutanağı ibraz için 17.6.2021 tarihli celsede gelecek celse tarihi olan 14.10.2020 tarihine kadar kesin süre verilmesine ve kesin sürenin sonuçları anlatılmasına rağmen, davacı tarafından buna ilişkin belge ibraz edilmediği, tasarrufun iptali davalarının ön koşulda takipte borcu karşılayacak yeterli haciz yapılamaması olduğu gerekçesiyle davanın HMK 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu hakkında kati veya geçici aciz vesikasının bulunması yönündeki dava koşulunun gerçekleşmediği, tasarrufun iptali davasını elinde geçici yada kati aciz vesikası bulunan alacaklının açabileceği göz önüne alındığında, dava şartı olan geçerli bir aciz vesikasının bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilince istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu alacağın takibe konulduğu İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü 2021/16913 (2015/9375) sayılı dosyasından da görüleceği üzere davalı borçlu ...'ın halen dahi güncel mernis adresi olarak görünen adresine 23.11.2021 tarihinde menkul haczi için gidildiğini, ancak borçlunun eski kiracı olduğu ve taşındığını, 2017 yılından beri adresin avukatlık bürosu olarak kullanıldığının tutanakla sabit olduğunu, borçlunun icra dosyasından yapılan mal varlığı sorgularından da borçlunun alacağı karşılamaya yeter malının bulunmadığının icra dosyasından yapılan sorgu sonuçlarında tespit edildiğini, borçlunun başkaca adresinin de tespit edilemediğini, mahkeme tarafından çıkarılan tebligatların da iade döndüğünü belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasının koşullarından biri olarak alacaklının elinde kesin (İİK.143) veya geçici (İİK.105/2) aciz belgesinin bulunması gereklidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.
İlk Derece Mahkemesince; dava şartı olan geçerli bir aciz vesikasının bulunmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılır.
Somut olayda; davalı borçlu ... hakkında yapılan icra takibinde borçlunun mernis adresinin sorgulandığı, adresin .... Mah. ...Sk. No:... ... olduğu, bu adrese 23.11.2021 tarihinde hacze gidildiği, yapılan hacizde kapıyı açanın olmadığı, adresin girişteki tabeladan avukatlık ofisi olduğunun anlaşıldığı, 7 numaralı dairede bulunan Avukat ...'na sorulduğunda, adreste şu anda kiracı olarak bulunan kişinin ...Dede olduğunu bildirdiği, bu kişinin de, 2017den beri kiracı olduğunu, borçluların eski kiracılar olduğunu, şahısları tanımadığını, borçluların mal sahibi olmadığını, borçlulara ait herhangi bir malın da bulunmadığını beyan ettiğinin ve adreste borçlulara ulaşılamamış olduğunun belirtildiği, yapılan incelemede davalı borçlu ...'ın yeni bir mernis adresinin olmadığı, başka bir adresinin de tespit edilemediği anlaşılmış olup, İİK'nun 105/2 maddesine göre 23.11.2021 tarihli haciz tutanağı İİK'nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı borçlu ...'ın aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.