Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın senet borçlusu dava dışı ... Plastik Hammade Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve avalisti davalı ... olan 25.11.2013 keşide, 24.02.2016 vade tarihli 750.000,00 TL bedelli senedin vadesi geçmesine rağmen borçlu şirket ve avalisti tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığından İstanbul 31.İcra Müdürlüğü'nün 2016/6571 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı satıcı ...'ın sahibi olduğu taşınmazını davalı ...'e satış yaparak devrettiğini, maliki olduğu taşınmazları davacı bankaya borçlu olduğu dönemde 3. kişiye satış suretiyle devrederek alacaklılarından mal kaçırdığını, icra dosyasındaki haciz tutanaklarının İİK’nun 105.maddesi uyarınca geçici aciz vesikası hükmünde olduğunu belirterek, davalı ...’e satış suretiyle devri yapılan ... ili, ... ilçesi, 506 ada. 8 parsel Kat l3,29 Bağımsız Bölüm nolu Daire nitelikli taşınmaza ilişkin batıl olan satış tasarrufu işlemlerinin IIK’nun 277 ve devamı maddeleri hükümlerine göre iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin birikimleriyle bir taşınmaz edinmek istediği sırada ... isimli arkadaşının kendisine davaya konu taşınmazdan bahsettiğini, bu taşınmazın satılık olduğunu, malikini tanıdığını, aracısız ve komisyonsuz bir şekilde alınabileceğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin diğer davalı ile pazarlık yaptığını ve neticede taşınmazın mevcut ipotekli haliyle ve satış tarihinden sonraki taksitlerin müvekkil tarafından ödenmesi koşulu ile 1.200.000,00 TL bedel ile satışı konusunda anlaştıklarını, varılan bu anlaşma neticesinde müvekkilini taşınmazın satışı sırasında diğer davalı satıcıya nakit olarak 200.000,00 TL ödediğini, satış bedelinin diğer kısmının ise varılan anlaşma sonucunda ilgili konut kredisinin müvekkili tarafından ödenecek olması nedeniyle satıcıya verilmediğini, bunun dışında da müvekkilinin satıcı ile ne hukuki ne de fiili hiç ilişkisi (arkadaşlığı, akrabalığı ve sair) olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satışı istenen taşınmazı ödeme güçlüğü içine düşmeden kısa bir süre önce Türk Ekonomi Bankasından kullandığı kredilerin karşılığı üzerinde banka lehine ipotek vermek suretiyle satın aldığını, müvekkilinin bankaya taksit ödemelerini yapamadığını, temerrüde düşmesi ve taksit borçlarının sürekli artacak olması nedeniyle en azından bu taşınmazdan kaynaklanacak borcundan kurtulmak gayesiyle hareket ettiğini, taşınmazı 200.000,00 TL bedelle, kalan taksitlerin diğer davalı tarafından ödenmesi kaydıyla devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip konusu borcun yargılama sırasında ödendiği, davalı ... vekilinin cevap dilekçesindeki savunmalarından taşınmazın ... isimli şahıs aracılığıyla alındığı hususu ve taşınmazın satış bedelinin davalılar arasında ödendiği hususunu ispat yükünün davalılar üzerinde olduğu ancak bu hususta ispata yarar tüm dosya kapsamı itibariyle delil sunulmadığı yani davalıların savunmalarında geçen iddiaların ispat edilememesi nedeniyle satış bedelinin davalılar arasında birbirlerine savunmalarında belirtildiği şekilde ödendiği ispat edilemediğinden ve ayrıca yaklaşık 1.000.000,00 TL bedelle ipotekli bir taşınmazın riske girilerek ve gerçek satış değeri üzerinden satın alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek davalıların bu yöndeki savunmalarına itibar edilmeyerek davalılar arasındaki satış sözleşmelerinin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davacı lehine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın konusuz kalması halinde davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedileceği, somut olayda dosya kapsamında bulunan icra dosyası, senet, davalı ...'ın davaya cevabı, bilirkişi raporu, tapu kaydı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava açmakta haklı olduğu ve davanın ön inceleme oturumundan sonra konusuz kaldığı, buna göre davalılar aleyhine yargılama giderlerine ve taşınmazın satış tarihindeki gerçek rayiç değerinden daha düşük olduğu tespit edilen icra takip tutarına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine reddine karar verilmiştir.
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar gerekçesinin ve kararda davacı lehine hükmedilen yargılama masrafları ve vekalet ücretinin haksız olduğunu, gerekçe kısmının müvekkil lehine düzeltilerek nihayetinde yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar gerekçesinin ve kararda davacı lehine hükmedilen yargılama masrafları ve vekalet ücretinin haksız olduğunu, gerekçe kısmının müvekkil lehine düzeltilerek nihayetinde yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
HMK’nun 333/1.maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderinin takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Eldeki davada İlk Derece Mahkemesince; taşınmazın satış bedelinin davalılar arasında ödendiği hususunu ispat yükünün davalılar üzerinde olduğu ancak bu hususta ispata yarar tüm dosya kapsamı itibariyle delil sunulmadığı, satış bedelinin davalılar arasında savunmalarında belirtildiği şekilde ödendiğinin ispat edilemediği, yaklaşık 1.000.000,00 TL bedelle ipotekli bir taşınmazın riske girilerek ve gerçek satış değeri üzerinden satın alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, buna göre İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı lehine hükmedilmesine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmazın 04.03.2016 tarihinde davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'e üzerinde 28.10.2015 tarihli 2.150.000,00 TL bedelli .... lehine ipotekli olarak 200.000,00 TL bedelle devredildiği, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 1.200.000,00 TL olduğu, buna göre taşınmazın 04.03.2016 tarihinde davalı 3. Kişi ...'e satış tarihinde tapu kayıtlarında 2.150.000,00 TL TEB A.Ş. lehine ipotek yüklü olarak devredildiği, ipotek bedeli göz önüne alındığında bedel farkının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da kanıtlanamadığından davacının eldeki davayı açmakta haksız olduğu sonucuna varılarak, davanın konusuz kaldığı dikkate alındığında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı aleyhine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.