Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile bir kasım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, tarafların murisi olan ...’la 05.05.1975 tarihinde sözleşme yapıldığı dönemde tapusuz olan dava konusu taşınmazın satışı konusunda anlaşıldığını, sözleşme tarihinden bu yana taşınmazın müvekkillerince kullanıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile, bu mümkün olmadığı taktirde ödenen bedelin güncel haliyle müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir .
Davalılar, davanın reddini savunmuştur .
Mahkemece, tapu iptali ve tescil talebinin reddine ancak alacak talebinin kabulüne karar verilmiş, karar, davacılar ve bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, 05.05.1975 tarihli zilyetliğin devri başlıklı senetle satın alma nedeniyle tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmadığı taktirde bedel istemine ilişkindir .
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 244 ada, 1 parsel sayılı dava konusu taşınmazın evveliyatında 753 parsel numarasıyla kayıtlı olduğu, 29.09.1964 tarihinde taşınmazın kadastro tespitinin senetsizden muris ... adına yapıldığı, bilahare Tapulama Mahkemesi kararıyla hükmen 1989 tarihinde muris adına tescilinin yapıldığı, 05.05.1975 tarihli satış senedine davacı yanca dayanıldığı, iddia olunan satış tarihinde dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapılmış olup ancak hala kesinleşmemiş olduğu gözetildiğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin eldeki davada söz konusu olmadığı, taşınmazın senetsizden muris adına kaydedilmiş olması nedeniyle tapusuz bir taşınmazın alımının söz konusu olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesi ve Türk Medeni Kanunu'nun 713.maddesi uyarınca senetsizden zilyetlikle tescil şartları değerlendirilmesi gerekirken davacı yanın satın aldığı dönemde taşınmazın tapuya kayıtlı olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazın senetsizden muris adına tespit edildiği tarihle kadastro tespitinin kesinleşmiş olduğu tarih arasında satın alma iddiası ile ilgili olarak iddia ve savunma çerçevesinde, mevcut ve toplanacak delillere göre araştırma ve inceleme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir .

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 09.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi .