Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Hüküm fıkrasında, Anayasa'nın 40/2,5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlagıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.12.2010 gün ve 2010/4-199 esas ve 2010/48 sayılı kararında vurgulandığı üzere daha önce yapılmış bir tebligat söz konusu olmayan adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunun 35.maddesine aykırı olarak gerekçeli kararın tebliğ ediliği, bu nedenle temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip, yapılan temyiz incelemesinde;
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.