Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Asıl dava, menfi tespit ve alacak, birleşen dava ise; alacak istemiyle açılmış,mahkemenin; her iki davanın da kabulüne dair kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı asıl davasında; alt yüklenici olan davalıya iş bedelinin tamamını ödemesine karşın işin eksik yapıldığını ve ayrıca davalı tarafından işin yerine getirilmemesi nedeniyle iş sahibine ceza ödediğini belirterek; davalıya borçlu olmadığının tespiti ile uğradığı zararın tazminini, birleşen davasında ise; işin iş sahibine geç teslimi nedeniyle hakedişlerden kesilen ceza ile uğradığı zararın tahsilini istemiştir.

Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294/3. maddesine göre kararın tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HMK'nın 297/2. maddesi uyarıncada, hüküm sonucunda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Aksi durumda hakim hiç bir karar vermemiş sayılacağı gibi verilmiş hüküm hukuki varlık kazanmış sayılmaz. Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda asıl dava ile ilgili hüküm kurulmuş olmasına karşın birleşen dava ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamış olması yukarıda bahsedilen HMK'nın 294/3. ve 297/2. maddelerine aykırı olduğundan kararın bozulması uygun bulunmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.