Tebliğname No: 6 - 2012/62074

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1)Sanığın zihinsel ve biyolojik gelişimine göre, kayıtlardaki yaşından büyük göründüğüne ilişkin sosyal hizmet uzmanı beyanı doğrultusunda, gerçek yaşının tesbiti amacıyla Kırklareli Devlet Hastanesinden alınan 01.12.2011 gün ve 2545 sayılı sağlık kurulu raporunda, çekilen grafilerine göre 18 yaş sonu ile uyumlu olduğu bildirilen sanığın suçun işlendiği 23.01.2009 tarihinde kaç yaşında olduğu hakkında görüş belirtilmediğinden suç tarihindeki gerçek yaşının belirlenmesi gerekirken, raporun nufüs kaydındaki yaşı ile uyumlu olduğu şeklindeki gerekçeyle, herhangi bir yaş tashihi kararı da verilmediği halde, suç tarihinde kayden 12-15 yaş grubunda bulunan sanık hakkında, işlediği iddia olunan suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına dair uzman hekim raporu aldırılmadan ve 5395 sayılı 35/1.maddesi uyarınca sosyal inceleme de yaptırılmadan, TCK'nın 31.maddesinin 3.fıkrası ile uygulama yapılarak, hükümlülük kararı verilmesi,
2)Suça sürüklenen çocuğun eyleminin gerçekleşme zamanının kesin olarak tespit edilememesi karşısında, şüphenin sanık lehine yorumlanarak suçun gündüz işlendiğinin kabulü gerektiği gözetilmeden ve eylemin gece işlendiğine dair delillerin neler olduğu da kararda gösterilmeden, 5237 sayılı TCK.nun 143 maddesi ile uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
3)Mağdur Y.. K..'ün 09.07.2010 tarih ve havaleli dilekçesinde zararının giderildiğini belirtmesi karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 168/2 maddesinin uygulanmaması
4) Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 53/4.maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
5) Suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı CMK.nun 150/3. maddesi uyarınca, mahkemesince Baroya yazı yazılarak savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin, suça sürüklenen çocuğa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olarak yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,
6)Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda mağdurun tazminat istemi bulunmadığı gibi mağdurun zararının giderildiği ve suça sürüklenen çocuğun sabıkasının da bulunmadığı gözetilerek; 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda oluşacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; “... zararın giderilmeyişi ...” şeklinde, yasal olmayan, yetersiz gerekçeyle suça sürüklenen çocuk hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.