Davacı, eksik ödenen ücret, maaş ikramiyesi, eksik ödenen hizmet ikramiyesi farkı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı, davalıya ait ... yerinde 21.01.1988 tarihinde çalışmaya başladığını ... sözleşmesinin emeklilik sebebiyle 19.10.2009 tarihinde sona erdiğini, son ücretinin 7.189,79 TL olduğunu, davalının emeklilik öncesinde ve sonrasında yapmış olduğu bir takım ödemelerin ... yerinde uygulanmakta olan ... yeri yönetmeliğine aykırı olarak eksik yapıldığını belirterek eksik ödenen ücret ve maaş ikramiyesi alacağı, eksik ödenen hizmet ikramiyesi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, zamanaşımı definde bulunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davaya esas teşkil eden yönetmelik değişikliğinin 2004 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece değişikliğe ilişkin olarak davacınn yazılı rızasının alınmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının yönetmelik değişikliğinden sonra emeklilik tarihi olan 19.10.2009 tarihine kadar çalışmaya devam ettiği ve bu tarihe kadar ücretini ihtirazi kayıtsız olarak almıştır. Buna göre değişiklik işyeri uygulaması haline gelmiş olup ifa edilmiş edimin geçersizliğinin ileri sürülmesi ... Medeni Kanunun 2. maddesinde ki dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2012 tarihinde oyçokluğu karar verildi.

Somut olayda davalıya ait işyerinde 21.01.1988-19.10.2009 tarihleri arasında çalışan davacı işçi, yönetmelik uyarınca ödenmesi gereken ücret, ikramiye alacaklarının eksik ödendiğini belirterek alacak isteğinde bulunmuş, mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı işveren, cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosya içeriğine göre davalı işverene ait "İnsan Kaynakları Politikamız" başlıklı belgenin çalışanlara ait çalışma koşullarına, ücret artışına ilişkin düzenlemeler içerdiği, ... sözleşmesinin eki niteliğindeki bu belgenin 1999 yılından itibaren tüm çalışanlara duyurulduğu, 09.01.2004 tarihinde işveren tarafından tek taraflı olarak değişiklik yapıldığı, 2004 yılının ilk yarısında zam yapılmayacağının duyurulduğu, ancak değişiklik nedeniyle işçiden yazılı onayının alınmadığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı ... Kanununun 22. maddesinde, "işveren, ... sözleşmesiyle veya ... sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle ... sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir" hükmü yer almakta olup, sözü edilen düzenleme, çalışma koşullarındaki değişikliğin normatif dayanağını oluşturur.
Davalı işverence çalışma koşullarında davacı aleyhine yapılan değişiklikler davacıya yazılı olarak bildirilmediği gibi, davacıdan yazılı muvafakati de alınmamıştır. Bu durumda yapılan değişikliğin davacıyı bağlamadığı kabul edilmelidir. Aradan uzun zaman geçmesi davacının değişikliğe muvafakat ettiği şeklinde değerlendirilemez. Zira ... K.m.22 emredici bir kuraldır. Bir işyeri uygulamasının işçi aleyhine uzun zaman uygulanmaması, uygulamanın işçi aleyhine değiştiği şeklinde yorumlanamaz. İfa edilmiş edimin geçersizliğinin ileri sürülmesinin ... Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği şeklinde bozma kararında yapılan değerlendirmenin işçi-işveren ilişkilerinde geçerliliği yoktur. Bu ilkenin işçi ve işveren ./..
ilişkilerinde de geçerli olduğu kabul edildiği takdirde ... sözleşmesi devam ederken işveren tarafından yapılan ödemelerin eksikliği daha sonra ileri sürülemeyecektir. Oysa çoğunlukla tek geçim kaynağı ücret olan işçinin ... sözleşmesinin devamı sırasında işverene bağımlı olduğu, işini korumak için işverenin bazı tasarruflarına itiraz edemediği çalışma hayatının bilinen gerçekleridir. ... K.m.22'nin açık düzenlemesi bu soruna çözüm bulmak amacıyla ihdas edilmiş olup, işçi aleyhine yapılacak değişiklik için işçinin yazılı muvafakatinin şart olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacıdan yazılı bir muvafakat alınmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 24.12.2012