Davacı, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.08.1995-04.09.2009 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını, aylık 555,00 TL net maaş aldığını, 04.09.2009 tarihinde emekli olduğunu, kıdem tazminatı ödemesi olarak 1.000,00 TL lik 10 adet senet verildiğini, ancak bu senetlerin vadelerinin gelenlerinin ödenmediğini, işyerinde vardiyaların 08: 00-16: 00,16: 00-24: 00,24: 00-08: 00 saatleri arasında olduğunu, ... olduğu zamanlar cumartesi ve pazar günleride çalışıldığını belirterek kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağının davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatı,ücret ve sair alacaklarına karşılık 1.000,000 TL lik toplam on adet senet verildiğini bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, peşin ödeme dışındaki 10.000,00 TL lik kıdem tazminatına karşılık davalı işverenlikçe verilen bonoların ödenmediği, bu durumda davacı işçinin kıdem tazminatı talep hakkının bulunduğu, yapılan hesaplama neticesinde tespit olunan 11.463,44 TL kıdem tazminatı alacağının bulunduğunu, davacı tarafın ayrıca fazla mesai ücret alacağı talebinde bulunduğu, davacı tanıklarının fazla çalışma yapıldığını beyan ettiklerini, bu durumda davacının fazla çalışma yaptığını, bu çalışmalarına karşılık gelen ücretlerinin ödendiğinin davalı işverenlikçe ispatlanamadığını, davacı işçinin fazla mesai talep hakkının bulunduğunu belirterek kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücretine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davalıya ait işyerinde üç vardiya halinde çalışma yapıldığı ve vardiyalardaki çalışma süresinin sekiz saat olduğu toplanan deliller ve tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır. Sekiz saatlik vardiyalı çalışmada Yargıtay uygulamasına göre doğal gereksinimlerin karşılanması için yarım saat ara dinlenmesi yapıldığı ve vardiyadaki çalışma süresinin 7,5 saat olduğu kabul edilmektedir. Buna göre davacının haftalık çalışma süresi kırkbeş saati aşmadığından fazla mesai ücretinin bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken işverene karşı davası olan tanık anlatımlarına itibarla fazla çalışma ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Kabule göre de, davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı defi üzerinde durulmamış olması da hatalı olmuştur.
Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.