Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, yoklukta verilen hükümde CMK'nın 232/6. maddesine aykırı olarak sürenin başlangıç tarihinin gösterilmemesi nedeniyle sanığa yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve dolayısıyla temyizin süresinde yapıldığı kabul edilerek dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Sanığın, katılanla birlikte şirket kurduklarını, katılanın ayrıca kendisine ait başka bir şirketinin daha bulunduğunu, bu şirket vasıtasıyla birlikte kurdukları şirket üzerine faturalar keserek kendisine borçlandırdığını ve icra takibi başlattığını, evine ve işyerine hacizler gelmesi üzerine suça konu mesajları gönderdiğini savunması karşısında, ilk haksız hareketin kimden geldiği araştırılarak, sonucuna göre haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2-5271 sayılı CMK'nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, somut ve maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması ve incelenen dosyada, sanığa yükletilen suçun kişilere karşı doğrudan bir zarara yol açtığının kanıtlanmamış bulunması karşısında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının değerlendirilmesi gerekirken, "katılanın zararının karşılanmadığı" biçimindeki kanuni olmayan gerekçeyle CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.