Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Tehdit suçunun imzasız mektup ile işlenilmesi halinde, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, kimin tarafından yazıldığının muhatabınca anlaşılamamış olması gerekmektedir. Somut olayda, mektubu kimin yazdığının katılan tarafından anlaşılması ve katılanın sanığın adını vererek şikayetçi olması karşısında, imzasız mektupla tehdit öğesinin oluşmadığı gözetilmeden ve sanığın katılana ait iş yeri camını kırdıktan sonra mektup içeriğinde bulunan ve sanık tarafından yazıldığı kabul edilen sözün, TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen uzlaştırma hükümlerine tabi olan sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yanlış nitelendirmeyle anılan Kanunun 106/2-b maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,
2) Kabule göre de; sanık hakkında, hükmedilen 1 yıl hapis cezasının TCK'nın 50/1-a maddesi uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak, 365 gün karşılığı 7.300 TL adli para cezası yerine, 730 gün hapis cezası karşılığı 14.600 TL adli para cezası verilerek fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.