Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının 26.08.2009- 21.09.2014 tarihleri arasında davalı nezdinde elips/kanal ustası olarak, en son net 1.424,00 TL. ücretle çalıştığı, iş akdinin davalı tarafından devamsızlık nedeniyle haksız olarak sona erdirildiğini, davacının işten çıkarılmasının gerçek sebebinin sendikalı çalışma konusundaki araştırmalarının olmasına dayandığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 2014 Eylül ayında amirine haber vermeden izin formu doldurmadan ve herhangi bir mazeret bildirmeden 3 iş günü işe gelmediğini, bu nedenle iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-g bendi uyarınca feshedildiğini, davacının fazla mesai iddialarının gerçeği yansıtmadığını, resmi tatil ve dini bayramlarda davalı işyerinde çalışma olmadığını, yıllık ücretli izin talebine ilişkin iddiaların gerçekle bağdaşmadığını, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, bunun dışında talep ettiği alacak kalemlerinin bulunmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı işyerinde; 26.08.2009-21.09.2014 tarihleri arasında elips kanal ustası olarak çalıştığı, davacının dosya içerisinde bulunan hesap pusulaları ve tüm dosya kapsamına göre aylık net ücretinin 1.350,01 TL.olduğu, davacı işten çıkartılmasının gerçek sebebinin sendikalı çalışma konusundaki araştırmalarının olmasına dayandığını iddia etmiş, davalı ise davacının 2014 yılı Eylül ayında amirine haber vermeden, izin formu doldurmadan ve herhangi bir mazeret bildirmeden 3 iş günü işe gelmediğini, bu nedenle haklı nedenle iş akdinin fesih edildiğini belirttiği, davalı tarafından davacının 13/09/2014, 15/09/2014 ve 20/09/2014 tarihlerinde işe gelmediğine ilişkin devamsızlık tutanakları tutulduğu görülmüştür. 15/09/2014 tarihli uyarı yazısında davacının davalı tarafından uyarıldığı ve davacıya bu hususun tebliğ edildiği, 16/09/2014 tarihli yazı ile de davacının 13/09/2014 ile 15/09/2014 tarihlerindeki devamsızlıklarına ilişkin savunma vermesi talep edildiği, davacının ise savunmasında ''Rahatsızlığımdan ve sağlık sorunumdan dolayı gelmedim. Rahatsızlığımı ve sağlık sorunumu ispatlayacak herhangi bir belge ve raporum yoktur.'' şeklinde beyanda bulunduğu, yine davacının 20/09/2014 tarihinde işe gelmemesine ilişkin kendisinden istenen savunmasında ''Yorgun ve halsizim, birim amirinden izin almadım, doğrudur. Herhangi bir evrak rapor beyan etmiyorum.'' şeklinde beyanda bulunduğu, alınan savunmalarının ardından davalı işveren tarafından 22/09/2014 tarihinde davacının iş akdinin 4857 sayılı Kanunun 25.maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiği, dinlenen davacı tanıkları, davacının sendika çalışmaları dolayısıyla işine son verildiğine dair, davacının iddiasını destekler nitelikte bir beyanda bulunmamışlardır. Buna göre davacının iş akdinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminat talebinin reddedildiği, dosyaya sunulan ücret hesap pusulalarında 2013 Kasım, Haziran, Mayıs ayları dışında bordrolarda fazla mesai tahakkuku bulunmadığı, buna göre bu dönem dışında kalan tanık beyanları ile ispatlanan haftalık 45 saati aşan fazla çalışma ücret alacağı Yargıtay uygulamaları gereği yüzde otuz takdiri indirim yapılarak hüküm altına alındığı, davalı tarafından sunulan yıllık izin istek formlarından davacının 74 gün yıllık izin kullandığı, ayrıca toplam 43 günlük yıllık izin ücretinin de kendisine ödendiği anlaşıldığından davacının yıllık izin ücret alacağı bulunmadığı anlaşıldığından talebinin reddedildiği, 30/01/2016 tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun,denetime ve hüküm kurulmaya elverişli olduğu gerekçesi ile fazla mesai ücreti talebinin kabulüne, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:

Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
A-)Davalı vekilinin temyiz talebi bakımından;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.

Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar olup, karar tarihi itibariyle 2190 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalının temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri, uyarınca REDDİNE, nispi temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
B-)Davacı vekilinin temyiz talebi bakımından;

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Somut uyuşmazlıkta, fesih ve davacının kıdem tazminatı ile ihbar tazminatını hakedip etmediği ihtilaflıdır.
Mahkeme tarafından iş aktinin davalı tarafından devamsızlık sonucu haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiştir.
Davacıya atfedilen devamsızlık günleri bakımından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-g maddesinde tanımlanan devamsızlık şekilleri içinde sadece “1 ay içinde 3 işgünü işe gelmemek” şeklinin davacıya uygulanabileceği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Dava dilekçesinde, davacının rahatsızlığı sebebi ile mesai saatlerini onaylama yetkilisi olan davalı ... A.P.nin bilgisi ve muvafakati dahilinde 13,15/09/2014 tarihleri için yıllık izinden sayılmak üzere işe gitmediği ileri sürülmüştür ve buna delil olarak dava dilekçesi ekinde 13,15/09/2014 tarihlerine ilişkin “mesai saat çizelgeleri” ibraz etmiştir. Dava dilekçesi ekindeki 13/09/2014 tarihli mesai saat çizelgesinin tarih kısmı kesik fotokopi de olsa cevap dilekçesi ekindeki 13/09/2014 tarihli aynı belgedeki 31. sıradaki işçi M.S.nin karşısında “düğün”, 38. sıradaki işçi O.K.nın yıllık izin olarak belirtilmesinden dava dilekçesi ekindeki tarih kısmı yarı kesik mesai saat çizelgesinin 13/09/2014 tarihine ait olduğu izlenimi oluşmaktadır.
13,15/09/2014 tarihlerine ilişkin mesai saat çizelgeleri davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde de mevcut olup, dava dilekçesi ekindeki 13,15/09/2014 tarihlerine ilişkin mesai saat çizelgelerinde davacı “yıllık izinli”, cevap dilekçesi ekindeki 13,15/09/2014 tarihlerine ilişkin mesai saat çizelgeleri ise davacı “devamsız” görünmektedir.
Hem dava dilekçesi ekindeki belgelerde hem cevap dilekçesi ekindeki belgelerde davalı ... A.P.’ye atfen imzalar mevcuttur.
Davalı ... A.P. yeniden duruşmaya celbedilerek kendisine dava dilekçesi ekindeki ve cevap dilekçesi ekindeki aynı tarihlere ilişkin ancak davacının durumuna dair çelişki içeren bu toplamda 4 adet olan mesai saat çizelgeleri ve bu çizelgeler altındaki A.P.ye atfen mevcut imzalar gösterilmeli, bu belgelerdeki çelişkiler davalı ... A.P.ye açıklatılmalı, önceki beyanları ile çelişki olursa giderilmeli, A.P.nin yapacağı açıklamalar ele alınarak irdelenmeli, gerekirse araştırılmalı, bu şekilde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-g maddesinde tanımlanan devamsızlık şekilleri içinde davacıya uyabileceği dosya kapsamından anlaşılan tek seçenek olan “1 ay içinde 3 işgünü işe gelmemek” şeklindeki işverenin haklı fesih nedeninin mevcut olup olmadığı net şekilde ortaya konarak sonuca gidilmelidir.

3-Fazla mesai süresi bakımından;
Davacı ... A.A.nın ve davalı ... İ.G.nin beyanlarına göre davacının hafta içi mesaiye kaldığı kabul edilen 3 gün içinde günlük 2 saat değil 3 saat fazla mesai yaptığının kabulü gerektiği, bu şekilde davacının fazla mesai ücretinin haftada 8 saat değil, haftada 11 saat fazla mesai yaptığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aksi yöndeki kabul hatalıdır.
O halde, davacının haftalık fazla mesai süresi 11 saat kabul edilerek hesaplanmalı, Mahkeme’nin eldeki incelemeye konu 2015/357 Esas sayılı hükmüne dayanak olan bilirkişi raporundaki hesaplamaya esas diğer unsurlar aynen kabul edilerek ve uygulanmış bulunan %30 oranındaki takdiri indirim de aynen uygulanarak sonuca gidilmelidir.
F)SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
02/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.