Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece, davanın kabulü ile tek mirasçı davacı olduğu belirtilerek mirasçılık belgesi verilmiş ise de varılan sonuç ve gösterilen gerekçe yasal düzenlemelere ve dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Miras ve mirasçılık miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere tabiidir.
2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35. maddesinde yabancı uyruklu kişilerin Türkiye'de taşınmaz edinebilmeleri için o ülke ile Türkiye arasında karşılıklılığın bulunması şartına bağlamış ve karşılıklılığın tespitinde de hukuki ve fiili uygulamanın esas alınacağı öngörülmüştür.
Dosya kapsamına göre; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı miras bırakan ...'ın 24.10.1964 tarihinde vefat ettiği, geride oğulları Suriye uyruklu ... ve ...'un kaldığı, ...'ın bekar ve çocuksuz öldüğü, ...'un da 1981 yılında ölümü ile tek mirasçı olarak davacı ...'i bıraktığı anlaşılmaktadır. Davacıya miras, babası olan Suriye uyruklu ... kanalı ile intikal etmektedir. Miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle Türkiye ile Suriye arasında taşınmaz mallar yönünden karşılıklığın bulunmadığı kuşkusuzdur. Bu olgu gözetildiğinde mahkemece taşınmaz mallar ile taşınır mal ve para alacakları yönünden ayrı ayrı mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken, taşınır mallar yönünden ayrım yapılmaksızın karşılıklılık ilkesi ve yasal kısıtlamalardan söz edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca; az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetilerek miras bırakanın Suriye uyruklu torunu ...'e taşınmaz mallar ile menkul mal ve para alacakları yönünden ayrı ayrı mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.